TMMOB Maden Mühendisleri Odası

Odamız 44. Olağan Genel Kurulu Başladı.

Odamız 44. Olağan Genel Kurulu Başladı.

Odamız 44. Olağan Genel Kurulu 1 Mart 2014 Cumartesi günü TMMOB Öğrenci Evi Konferans Salonunda yapılan açılış konuşmalarıyla başladı. Genel Kurul süreci 2 Mart 2014 Pazar günü Oda merkezinde yapılacak seçimle sona erecektir.

Oda Başkanımız Mehmet TORUN‘un Genel Kurul Açılış Konuşması:

Sayın Divan, Sayın Konuklar, Sayın Delegeler, Basınımızın Değerli Mensupları,

TMMOB Maden Mühendisleri Odası 44. Genel Kuruluna hoş geldiniz. Oda Yönetim Kurulumuz ve şahsım adına sizleri sevgi, saygı ve dostlukla selamlıyorum. 

Şu anda aramızda olmayan, ancak yürekleri genel kurulumuzda bizlerle birlikte atan; 
eşitlik, bağımsızlık, demokrasi, özgürlük ve kardeşlik mücadelesinde omuz omuza yürüdüğümüz bütün dostlarımıza Oda Yönetim Kurulumuzun saygılarını sunuyorum. 

Demokrasi, özgürlük mücadelesinde ve maden kazalarında yaşamlarını yitirenleri saygıyla anıyorum. Odamızın bugünlere gelmesinde büyük emeği bulunan bütün değerlerimizi sevgi ve saygıyla anıyorum. 

Bu salonda ilk defa bir Odanın, Odamızın Genel Kurulu yapılmaktadır. Böyle bir mekanın yapılmasına önayak olan ve aydınlık beyinli gençlerimizin hizmetine sunan TMMOB yönetimine ve emeği geçen herkese teşekkür ederim.

Değerli Delegeler, Değerli Meslektaşlarım,

Maden Mühendisleri Odası olarak bir çalışma dönemini daha tamamladık. Odamızın en üst organı olan Genel Kurulumuzda; Şube Genel Kurullarımızdan, Danışma Kurullarımızdan süzülen görüş ve önerileri burada hep birlikte olgunlaştıracağız. Önümüzdeki dönemi birlikte planlayacak, önümüze yeni görevler koyacağız. Bu görevlerin yerine getirilmesini sağlayacak olan Odamız ve TMMOB organlarında görev alacak yöneticilerimizi hep birlikte belirleyeceğiz. 
Odamızda son iki yılda yürütülen çalışmaları, dünyadaki ve ülkemizdeki gelişmeleri ve bu gelişmelerin mesleğimiz, meslektaşlarımız, ülkemiz ve halkımız üzerindeki etkilerini değerlendireceğiz. Daha güçlü bir Oda, bağımsız,demokratik özgür bir Türkiye için, söz üstüne söz koyacağız. Bütün bu çalışmalarda emeği bulunan bütün arkadaşlarımızı ve 43. dönemde, meslek-meslektaş sorunlarına yönelik önemli çalışmalarda bulunan Şube Yönetim Kurullarımızı, il ve işyeri temsilcilerimizi, komisyon üyelerimizi, danışma kurulu üyelerimizi, çalışmalara katkı sunan tüm örgütlü üyelerimizi, Odamızın geleceği olan öğrenci üyelerimizi ve çalışanlarımızı yürekten kutluyor, Oda Yönetim Kurulu adına kendilerine teşekkür ediyor; aramızda bulunmayan ve yitirdiğimiz arkadaşlarımızı da bu vesileyle bir kez daha saygıyla anıyorum.

Değerli Delegeler,

Bu Genel Kurulumuzu ülkemizin çok zorluklar yaşadığı bir dönemde yapıyoruz. AKP iktidarı, neoliberal politikaların temsilcisi olarak, rant eksenli yönelim içinde kamu sanayi üretimini bitirmiş, kamuya ait büyük sanayi kuruluşlarını yok pahasına yerli-yabancı sermayeye sunmuş, kamusal hizmet ve kamusal denetimi dışlamıştır.

Ülkemizin bütün kamusal birikimlerini ilk dönemlerinde hızla özelleştiren iktidar, "ustalık" döneminde kentsel dönüşüm süreçlerine, otoyolların, köprülerin, enerji santrallerinin, madenlerin, derelerin, ormanların, bütün varlık ve kaynaklarımızın satışı ve rant talanına yönelmiştir.

Genel bütçe kontrol alanı dışına çıkartılmış, son on yılda halka ait neredeyse tüm varlıklar özelleştirme adı altında sermaye gruplarına sunulmuş, doğa talan edilmiş, çalışma koşulları gün geçtikçe ağırlaştırılmış, sosyal haklar büyük ölçüde ortadan kaldırılmış, ülkemiz taşeron cumhuriyetine dönüştürülmüştür. İşsizlik ve yoksulluk artmış, iktidar bunların üzerinden sadaka cumhuriyeti kurmuştur.

AKP, bunları yaparken siyasal islamı da rehber alarak, on iki yıllık iktidarı süresince, Cumhuriyetin tarihsel kazanımlarını, laikliği, bilimi, aydınlanmayı ve modern toplumsal yaşamı da karşısına almış; emekçilere, yaşlılara, kadınlara, gençlere, sanata, tarihsel değerlere her fırsatta hakaretler yöneltmiş; gerici, sermayeci, emek düşmanı bir rejim değişikliğini zorlamış, bütün kamusal alanları sömürü ve ranta açmıştır.

Siyasi iktidar; geldiği günden beri kendi önceliklerine göre şekillendirdiği eğitim sistemini adeta yaz boz tahtasına çevirerek, ülkemizin ve milyonlarca gencimizin geleceğini karartmıştır. 4+4+4 uygulaması, ders müfredatlarındaki değişiklikler ve en son yönetmeliklerdeki düzenlemelerle çağdaş, bilimsel eğitimden uzaklaşılarak;sorgulamayan, araştırmayan, koşulsuz biat eden bir nesil yetiştirilmeye çalışılmaktadır.

Laik ve çağdaş eğitim sistemi yerine, gerici bir eğitim sisteminin sonuçları coğrafyamızda çok büyük acılar yaşanarak görülmektedir. AKP sözcülerinin; "Bütün okullar imam hatiplileştirilecektir", "Dindar bir nesil yetiştireceğiz" ve "Laik Cumhuriyetin yerini daha İslami bir yapıya bırakmasının zamanı gelmiştir" sözlerinden sonra, bir AKP üst düzey yöneticisi bilimsel !!! bir açıklama yaparak "Okullarda kızlı - erkekli eğitim yanlış. Bu düzeltilmeli" sözleri ile niyetlerini bir kez daha açıkça ortaya koymuştur. Kafalarındaki uygulama hayata geçtiğinde Türkiye, Suudi Arabistan ve İran‘dan sonra dünyada karma eğitimin yasaklandığı 3. ülke olacaktır. Bilinmelidir ki; bilimsel bir eğitim olmadan aydınlanma ve çağdaşlaşma olmaz, Laiklik olmadan demokrasi olmaz, özgürlük olmaz. Bunun aksi çalışmayı yapanlar ve bu duruma sessiz kalanlar tarih önünde büyük bir sorumluluk altında olacaktır.

Bir temel hak olan birey özgürlüğü, anayasal güvence altında olan toplantı, yürüyüş, gösteri hakkı, yine yasa tarafından güvence altına alınmış haberleşmenin gizliliği ilkesi ayaklar altına alınmış, toplum adeta nefes alamaz hale getirilmiştir. Devlet şiddeti, toplumsal şiddetin artışına sebep olurken bu durumdan en fazla kadınlar zarar görmüş ve resmi kayıtlara göre, kadın cinayetleri sayısı son 7 yılda % 1400 artmıştır.  2012 yılında 210 kadın,  2013 yılında 237 kadın öldürülmüştür.

Bütün bu olumsuzluklara karşı halkın demokratikleşme ve özgürlük talepleri de iktidarı zorlamaktadır. Ülkemizin siyasal yaşamına dair gerçeklikler, halkımızın ekonomik sosyal gereksinimleri, Taksim Gezi Parkından başlayıp ülke geneline yayılan halk hareketinin istemleri göstermiştir ki; toplumsal refah, özgürlük ve barış ancak kapsamlı ve gerçek bir demokratikleşme ile gerçekleşecektir. Haziran direnişi, gereksinimini duyduğumuz demokratikleşmenin içeriğini ve yönünü, sınırsız, yaygın bir demokrasi istemi ufkuna işaret ederek göstermiştir. Cumhuriyet tarihinde halk, ilk kez bu denli büyük bir halk hareketi ile eşit, özgür, demokratik, barış içinde bir Türkiye istemini dile getirmiştir.

Haziran halk hareketi, hem önemli iktisadi-siyasi sonuçlara, bir dönemin bitiş sürecine, hem de emekten, halktan yana yeni mücadele ve başlangıçlara işaret etmektedir. Odamız "bu daha başlangıç, mücadeleye devam" sözlerinin ifade ettiği gerçekliğin içinde yer almış ve almaya devam edecektir. Bu anlamlı mücadelede yaşamını.yitiren gençlerimizi de buradan saygıyla anıyorum.

Değerli Delegeler,

12 yıldır ülkeyi yöneten hükümet-cemaat koalisyonunun, menfaat paylaşımı nedeniyle bozulmasıyla bütün pislikler ortaya dökülmüş, bugüne kadar bilinmeyen olumsuzluklar gözler önüne serilmiştir. Kese kağıdı içinde verilen rüşvetler, ayakkabı kutusu içinde saklanan dolarlar, yatak odalarındaki para sayma makineleri, ihale takip eden, aracılık yapan Bakan çocukları ve Bakanlar yolsuzluğun boyutunu gözler önüne sermiştir.

 Bu yolsuzlukları örtbas etmek için, mahkeme kararıyla ifadeye çağrılan ancak ifade vermeyen Başbakan çocuğu, mahkeme kararlarını uygulamayan kolluk kuvvetleri, internet yasakları, iktidarın kendi oluşturduğu HSYK‘nun şimdi beğenilmeyip direkt bakana bağlanması da hukuk sistemimizin ne kadar sorunlu olduğunu açıkça göstermektedir. Ancak muz cumhuriyetlerinde görülen uygulamalar ne yazık ki ülkemizde de yaşanmakta, Başbakanın oğluyla yaptığı söylenen telefon görüşmelerinde, açıkça yolsuzluk ve rüşvetin boyutları gözükmektedir.

Yine yetkileri budanarak alınarak açığa alınan yargı mensupları, değiştirilen bürokratlar, binlerce polis yetkilisi ve memurunun yer değiştirmesi bu olumsuzlukları örtbas etmek için  yapılan uygulamalardır. Ülkemiz, siyasi iktidarca yönetilemez duruma getirilmiş, bir kaos ortamı yaratılmıştır. Bu çatışma içinde ortalığa dökülenler, her şeyden önce 11 yıldır ülkenin bu güçler eliyle nasıl kirli ve karanlık yöntemler kullanılarak yönetildiğini, ülkenin kaynaklarını hangi yöntemlerle paylaştıklarını göstermektedir.

Yapılması gereken; kirliliğin şu ya da bu tarafında olmak değil, bu çürümüş düzenin kökten değişimi için mücadele etmektir.  Gün; 12 yıldır ülkeyi fitne-fesatla, yolsuzluk ve zorbalıkla ortaklaşa yöneten iktidar güçlerinin ve tüm yandaş ortaklarının- pisliklerini bir bir yüzlerine vurup hesap sorma günüdür.

Değerli Delegeler,

Tüm bu ekonomik gelişmeler sektörümüzü de olumsuz etkilemektedir. Madencilik sektöründe genel anlamda madencilik politikasının ve planlamanın olmaması, sektöre yatırım yapılmaması, üretilen madenlerin hammadde olarak ihraç edilmesi, sektörümüzü zorda bırakmaktadır. Kendi kaynaklarını yok sayan, kaynaklarını verimli kullanmayan bir ülkenin kalkınması mümkün değildir. Madenler, kalkınmanın temel unsurlarından en önemlisidir. Ülkelerin kalkınmaları ve yaşam seviyelerinin belirleyicisi olarak kabul edilen sanayi, enerji ve tarım sektörlerinin temellerini de madencilik oluşturmaktadır. Bilindiği üzere, madenler, milyonlarca yılda oluşan, tüketildiğinde yenilenemeyen kaynaklardır. Bu nedenle mutlaka etkin bir planlama yapılarak üretilmelidir. Üretim yapılırken, ülkenin ihtiyaçları göz önüne alınmalı, çevreye duyarlı bir şekilde ve kamu yararı öncelikli olarak değerlendirilmelidir. Madencilik faaliyetlerinin kaynak kaybına yol açmadan, çevreyle uyumlu, akılcı ve ekonomik kurallara göre ve iş güvenliği- işçi sağlığı esasları çerçevesinde yürütülmesi, bilimsel ve teknik bilginin kullanımı ile mümkündür. Ülkemiz için oldukça önemli madencilik sektörünün, yöneticiler tarafından sadece günü kurtaracak bir gelir kapısı gibi görülmesi büyük bir yanlışlıktır. Bu durum, madenciliğin öneminin anlaşılmamasından kaynaklanmaktadır. Odamız, ulusal bir madencilik politikasının oluşturulmasını ve uygulanmasını olmazsa olmaz bir öncelik olarak görmektedir.

Madencilik sektöründe iş kazaları  devam etmektedir. Odamızın istatistiklerine göre; sektörde 2012 yılında 61, 2013 yılında 68 maden emekçisi yaşamını yitirmiştir. Bu rakamların daha fazla olduğu düşünülmektedir. Çünkü Odamızın ulaşabildiği iş kazalarının sonuçları paylaşılmaktadır. SGK istatistikleri ise birkaç yıl geriden geldiği için resmi rakamlara ulaşmak mümkün olmamaktadır. Madencilik sektörü, mühendislik bilgi ve deneyiminin en fazla kullanılması zorunlu olan sektörlerin başında gelmektedir. Ancak; sektörde kurumsallaşmanın yeterince sağlanamaması, maden mühendislerinin çalışma koşullarının iyi olmaması, mühendisin hak ettiği değeri görmemesi, mühendislik hizmetlerinin gerektiği şekilde sunulmasını engellemektedir. Yine sektörde yaşanan özelleştirmeler ve taşeronlaşma sonucu örgütlü yapı gittikçe azalmaktadır.Tüm bunların sonucunda iş kazaları ve kaynak kaybı yaşanmaktadır. Odamız, iş cinayetlerine karşı mesleki ve bilimsel doğruları kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.

Değerli Delegeler, Değerli Meslektaşlarım,

Maden Mühendisleri arasında işsizlik ve meslek dışı işlerde çalışma oranı, Odamız kayıtlarına göre % 35 civarındadır. İşsizlik gittikçe artmakta, ülkeyi yönetenler ise bu sorunu çözmeye çalışmak yerine farklı konularla kamuoyunu oyalayarak en önemli sorunu gözardı etmektedir. Uygulanan liberal politikalar ve özelleştirmelerle meslek uygulama alanlarımız her geçen gün  biraz daha daraltılmaktadır. Büyüme masallarıyla pembe tablolar çizilirken yaşamının en güzel yıllarını mühendis olmak için harcayan genç meslektaşlarımız mezun olduklarında işsizlikle karşı karşıya kalmaktadır. Yaşamlarının en güzel yıllarını mühendis olmak için tüketen gençlerimizi işsiz bırakarak geleceklerini karartmak onlara yapılan en büyük haksızlıktır. Ailelerinin sınırlı olanaklarını zorlayarak okuyan ve maden mühendisi olmaya hak kazanan meslektaşlarımıza iş olanağı yaratmak hükümetin asli görevleri arasındadır.

Tüm bu olumsuz gelişmelere karşın yeni maden mühendisliği bölümleri açılmaktadır. Bugün ikinci eğitimlerle birlikte 28 Maden Mühendisliği bölümünden her yıl yaklaşık 1000 civarında mezun verilmektedir. Mezun olan meslektaşlarımızın iş bulma olanakları ne yazık ki her geçen gün azalmaktadır. Bu kadar fazla maden mühendisinin bulunması işverenlerin iştahını kabartmakta, meslektaşlarımız çok düşük ücretlerle, iş güvencesinden yoksun olarak çalıştırılacak işgücü  ordusu olarak görülmektedir. Bu koşullarda bir şekilde iş bulabilen "şanslı" meslektaşlarımız da yoksulluk sınırının altında ücretlerle ve çok zor koşullarda çalışmaya mecbur bırakılmaktadır. Odamız, dün olduğu gibi yarın da meslektaşlarımızın sorunlarını dile getirmeye devam edecektir.

Değerli Delegeler,

AKP‘nin 12 yıldır toplumu baskıcı, yasakçı bir zihniyetle yönetme politikasının temelinde kentsel rantlar başta olmak üzere enerjiden, madenciliğe, ulaşımdan, tarımdan, sanayiye, bütün yaşam alanlarında tam bir neoliberal politikanın acımasızca uygulandığı, yağma ve talan anlayışının gündemde olduğu bir süreci yaşıyoruz. Bu oyunu bozan, topluma gerçekleri söylemeyi vicdani bir sorumluluk olarak algılayan, imar planlarından kamulaştırmalara, özelleştirmelerden hukuk dışı sürgünlere ve kadrolaşmalara, tarım arazilerinin, ormanların, doğal ve tabi SİT alanlarının, meraların, derelerin korunmasına taraf olan, müdahil ve takipçi olan, bu uğurda hukuki, idari ve toplumsal bir duruş sergileyen meslek odalarının ve TMMOB‘nin varlığından rahatsız olmakta ve rahatsız oldukları içinde susturmaya çalışmaktadırlar. 
 Bizler; üretim ve sanayileşmeyi savunurken,  çevreye ve doğaya karşı sorumluluk bilinciyle hareket ettiğimiz için, halkımızın sağlık, eğitim, haberleşme, ulaşım, barınma ve beslenme gereksinimlerini sosyal bir hak olarak gördüğümüz için,  toplumsal hukuk ışığında adil bir bölüşüm talep ettiğimiz, yani başka bir dünya ve Türkiye tercihini savunduğumuz için ideolojik bir tavır göstermekle, onların deyimiyle "siyaset yapmak" la suçlanıyoruz.

Değerli Dostlar,

İyi ki siyaset yapıyoruz ve egemenleri rahatsız ediyoruz. İşte tüm bu itirazlarımız için iktidarın hedefindeyiz. Bakanlar Kurulu, 12 Eylül hukukunu işleterek Meslek Odalarının "mali ve idari denetime" tabi tutulacağını hükmetti. Bu doğrultudaki ilk karar, Orman Mühendisleri Odası‘nın mali ve idari açıdan denetiminin Orman ve Su İşleri Bakanlığı‘na verilmesi oldu. TMMOB`ye bağlı 11 Oda ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘nın denetimi altına alındı, diğer 12 Oda ile ilgili kararın da benzer şekilde çıkacağı beklenmektedir.

Öncelikle belirtmek isteriz ki; Meslek Odalarının denetime tabi tutulmasıyla ilgili hiç bir çekincesi yoktur. TMMOB ve odalarının mali denetimi Genel Kurullarda seçilen Denetleme Kurullarınca yapılmaktadır. Odaların Yönetim Kurulu kararları ve uygulamaları, üyenin denetimine her zaman açıktır. Odaların her türlü karar ve uygulaması için her zaman hukuki yollarda açıktır ve yargı denetimi vardır. İtirazımız, siyasi iktidarın Meslek Odaları üzerindeki vesayet ilişkisinedir.

TMMOB ve bağlı Odaları, AKP`nin havsalasının alamayacağı ölçüde temizdir, şeffaftır ve bu durum kamuoyu tarafından çok iyi bilinmektedir. Kamu kurumlarında yaşanan yolsuzluklar, üst düzey yetkililerin yakınlarının yaptıkları ve halkın paralarının nerelere akıtıldığı, son olaylarla daha iyi görülmektedir. AKP iktidara geldiği günden bu güne kadar, devlet olanaklarını kullanarak seçimlerine müdahale ettiği halde ele geçiremediği TMMOB`ye bağlı meslek odalarını yasal düzenlemelerle ele geçirmeye çalışmaktadır. Kuruldukları günden bu yana iktidarların karar ve tasarruflarını toplumsal yarar ve mesleki fayda süzgecinden geçiren, mesleki-bilimsel doğruları dayanak alarak muhalif tavrını ülkenin en karanlık dönemlerinde bile sergilemekten geri durmayan TMMOB ve bağlı Meslek Odaları, AKP iktidarının topyekûn saldırı dalgasının önde gelen hedeflerinden biridir.

Bizler bunun nedenini çok iyi biliyoruz: TMMOB ve bağlı Meslek Odaları; 60 yıla yakın zamandır mesleki faaliyet yürütmekte, bir yandan meslektaşlarının hak ve çıkarlarını savunurken, diğer yandan mesleki niteliği artıracak girişimlerde bulunmakta ama aynı zamanda mesleki denetim başlığı altında genel ve yerel yönetimlerin projelerini kamu adına denetlemektedir. Meslek Odalarının hareket noktası toplumsal yarar ilkesidir. Topluma yararı olmayan, hatta kamusal anlamda zarara yol açan uygulamalara karşı çıkmak mesleki etik anlayışının doğal bir sonucudur. Meslek Odaları, bunları yaptığı için AKP‘nin hedefindedir.

Bilinmesini isteriz ki, AKP iktidarının TMMOB ve bağlı Odaları üzerinde kurduğu baskıya, mesleki dayanışma ilişkisi geliştirerek, geleneksel mücadeleci ruhumuzu diri tutarak ve en zor şartlarda kararlılığımızı sergileyerek direneceğiz.

Maden Mühendisleri Odası; meslek sorunlarının ülke sorunlarından ayrılmazlığı ilkesinden hareketle, emek ve demokrasi güçleriyle birlikte, bağımsızlık, eşitlik, demokrasi ve özgürlük mücadelesini sürdürmeye, siyasi iktidarın tüm anti demokratik uygulamalarına karşı durmaya, bunları deşifre etmeye, faşist saldırılar karşısında dik durmaya devam edecektir. Çünkü bizler; Deniz Gezmiş‘lerin, Mahir Çayan‘ların, İbrahim Kaypakkaya‘ların, Mazlum Doğan‘ların mücadele geleneğinden geliyoruz.

Değerli Meslektaşlarım,  Saygıdeğer Dostlar,

Sizlere özel bir teşekkürüm daha olacak.

2002 yılında başladığım Oda Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinde tam 12 yılım geçti. Bu yıllar benim açımdan yaşamımın en güzel yıllarıydı. Çok onurlu bir o kadar da sorumluluk isteyen bu görevi yapmaya gayret ettim. 6 dönem, 12 yıl sizlerin güveni ve desteğiyle Ülkeme, Odama, meslektaşlarıma ve mesleğime gücümün yettiğince hizmet etmeye çalıştım. Eşitlik ve özgürlük için, laik ve demokratik hukuk devleti ilkelerinin korunması için mücadele ettim. Tüm meslektaşlarımın ve dostlarımın iyi,kötü günlerinde yanında olmaya büyük özen gösterdim. Yaşanan maden kazalarında anında olay yerine gitmeyi bir görev kabul ettim.

Bana, verdiğiniz destek ve güveniniz için sizlere çok teşekkür ediyorum. Birlikte görev yaptığımız ve ürettiğimiz tüm yol arkadaşlarıma özellikle teşekkür ediyorum. Bugün, geriye baktığımda sadece güzel dostlukları, mutlu anları ve verilen emekleri görüyorum.

Önümüzdeki dönem için Odamızın Yönetim Kurulu‘na aday olmayacağım. Ancak, Odamın ve TMMOB örgütünün bana uygun göreceği görevleri yapmaya elimden geldiğince devam edeceğim.

Yaşasın bağımsız, demokratik,Türkiye mücadelemiz.

Yaşasın Maden Mühendisleri Odası örgütlülüğü. 

Yaşasın TMMOB örgütlülüğü

Mehmet TORUN

Okunma Sayısı: 1336
Yayın Tarihi: 01.03.2014
Fotoğraf Galerisi