MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI 50. DÖNEM OLAĞAN GENEL KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ
MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI 50. DÖNEM OLAĞAN GENEL KURULU
SONUÇ BİLDİRGESİ
TMMOB Maden Mühendisleri Odası 50. Dönem Olağan Genel Kurulu 4 Nisan 2026 tarihinde ülkemizin, bölgemizin ve dünyanın içinden geçtiği siyasal, ekonomik ve toplumsal gelişmeler ışığında, 534 delegenin yanı sıra siyasi parti, emek ve meslek örgütlerinin temsilcilerinin katılımları ile Ankara’da gerçekleştirilmiştir. Genel Kurulumuz, yalnızca meslek alanımıza ilişkin sorunları değil; demokratik hakların, emeğin, bilimin ve kamu yararının korunmasının yaşamsal önem taşıdığı bir dönemde yapılmıştır. Bu nedenle Genel Kurulumuz, mesleki bir toplantı olmanın ötesinde, ülkemizin geleceğine dair sorumluluk taşıyan tarihsel bir buluşma niteliği taşıyarak değerlendirmelerini yapmış; aşağıdaki görüş ve önerilerin kamuoyu ile paylaşılmasını kararlaştırmıştır.
Bugün yasalar ve anayasa ihlal edilerek; muhalif siyasetçiler hapsedilmekte, basın organlarına ölçüsüz cezalar verilmekte, haber yapan gazeteciler ve mücadeleci sendikacılar hapse atılmakta, seçilmiş milletvekilleri ve belediye başkanları hala tutsak edilmektedir. Emek ve meslek örgütleri tehditlerle, baskılarla sindirilmeye çalışılmaktadır.
Günümüz dünyası, ekonomik krizlerin, savaşların, enerji ve kritik hammadde rekabetinin giderek sertleştiği bir dönemden geçmektedir. Örneğin; emperyalist ABD ve Siyonist İsrail in başlattıkları İran halkını da hedef alan ve savaşın ilk günlerinde 165’i çocuk olmak üzere toplamda 175 kişinin hayatını kaybetmesi tüm Dünyanın gözü önünde bu vahşeti gözler önüne sermiştir. Küresel ölçekte yaşanan bu çatışmalar, enerji ve doğal kaynakların jeopolitik önemini daha da artırmıştır. Uluslararası hukuk mekanizmalarının yok sayılması, savaş ve işgal politikalarının yaygınlaşması, halklar açısından yoksulluk, göç ve güvencesizlik anlamına gelmektedir.
Ülkemiz ise bu küresel gelişmeler karşısında güçlü ve planlı bir ekonomik yapı ile değil; derinleşen ekonomik kriz, artan işsizlik ve yoksullaşma koşulları altında ezilmektedir. TÜİK açıkladığı enflasyon rakamları, ile reel enflasyonun yine çok gerisinde kalmıştır. Temel ihtiyaçlara erişimin zorlaştığı, ücretlerin yaşam maliyetleri karşısında eridiği bir ortamda, geniş halk kesimleri yaşam mücadelesi vermektedir. Bu tablo yalnızca ekonomik bir kriz değil; aynı zamanda sosyal ve toplumsal eşitsizlik düzeninin derinleşmesi anlamına gelmektedir.
Demokratik alanın daraltılması, hukukun üstünlüğü ilkesinin zayıflatılması ve kurumların işlevsizleştirilmesi, yalnızca siyasal yaşamı değil; bilimsel üretimi, mühendislik hizmetlerini ve kamusal denetim mekanizmalarını da doğrudan etkilemektedir. Ülkemizin en köklü meselelerinden biri olan Kürt sorununun demokratik siyaset zemininden koparılarak çözümsüzlüğe itilmesi, bu otoriterleşme ve kurumsal çöküş sürecini daha da derinleştirmektedir. Bu alanların gelişmesi, toplumsal tahribatın onarılması ve gerçek bir refahın inşası; yalnızca tek adam rejiminin yıkıldığı, Kürt sorununun diyalog ve eşit yurttaşlık temelinde çözüldüğü, kalıcı barışın ve eksiksiz bir demokrasinin hüküm sürdüğü bir ortamda mümkün olabilir.
Bugün hala kadın cinayetlerinden, çocuk istismarlarından söz ediyor olmak utanç vericidir. Kadınlar yaşamın her alanında ayrımcılığa, eşitsizliğe, adaletsizliğe, yok sayılmaya ve şiddetin her türlüsüne maruz kalmaktadırlar. Normalleştirilmeye çalışılan toplumsal roller ile kadın emeği hiç edilmektedir. Türlü bahaneler ile, kadın ölümleri, tecavüzler, tacizler, mobingler sıradanlaştırılmaya, vakalar ise sayılara indirgenmeye çalışılmaktadır. Kadınlar yaşam ve özgürlüğün ayrılmaz bir parçası olarak, barış ve demokrasi yolundaki öncülükleri ile mücadelelerini sürdürecek ve bu karanlığı aydınlatacak meşale olacaklardır. İstanbul Sözleşmesi’nden de, 6284 nolu yasadan da vazgeçmediğimizi bir kez daha vurguluyoruz.
Benzer şekilde çocuk istismarı haberleri neredeyse herkesçe kanıksanır olmuştur. Çocukluğunu yaşaması gereken çağda; maden, inşaat ve tarım gibi çok ağır sektörler de dahil olmak üzere çalıştırılan, tarikat, cemaat yurt ve okullarının elinde taciz ve tecavüze uğrayan, çete ve mafyaların eline düşen çocuklar bu kıskaçtan kurtarılmalı, mağduriyetleri bir an önce giderilmeli ve çocukların eğitim hakları kendilerine teslim edilmelidir.
Bugün ülkemiz, geçmişe kıyasla daha ağır siyasal ve ekonomik sorunlarla karşı karşıya bırakılmış; her geçen gün bir önceki dönemi aratır hale gelmiştir. Ülkenin siyasal ve ekonomik bağımsızlığı ciddi biçimde zayıflatılmış, giderek dışa bağımlı bir yapıya sürüklenmiştir. Bu süreçte yarı sömürge ilişkilerinin derinleştiği ülkemizde, madencilik faaliyetleri de benzer bir anlayışın etkisiyle sömürgeci bir karakter kazanmaya başlamıştır. Bilimsel yaklaşımın geri plana itildiği, toplumun ekonomik kaygılar ile etik değerler arasında sıkıştırıldığı günümüzde, yeraltı zenginliklerinin en kısa sürede ülke dışına çıkarılmasını önceleyen; geride ise üretim gücü zayıflatılmış, doğası tahrip edilmiş ve kirletilmiş bir ülke bırakan bu anlayış, yalnızca madenciliği değil, yaşamın sürdürülebilirliğini de tehdit eden bir noktaya ulaşmıştır.
Bu genel tablo içerisinde madencilik sektörü de önemli sorunlarla karşı karşıyadır. Ülkemizde madencilik faaliyetlerinin büyük ölçüde düşük katma değerli üretime dayalı olarak sürdürülmesi, doğal kaynaklarımızın etkin ve verimli kullanılmasını engellemektedir. Yeraltı kaynaklarının ham veya yarı işlenmiş olarak ihraç edilmesi; buna karşılık yüksek katma değerli ürünlerin ithal edilmesi, ekonomik bağımlılığı artıran bir yapıyı beraberinde getirmektedir.
Denetimsiz ve bilim dışı uygulamalar nedeniyle yaşanan iş cinayetleri ve çevresel yıkımlar, madencilik sektörüne yönelik toplumsal güveni zedelemektedir. Oysa madencilik doğası gereği bilimsel planlama, mühendislik disiplini ve etkin denetim gerektiren bir faaliyettir. Sorun madencilik değil; kamu yararını göz ardı eden, denetimi zayıflatan ve kısa vadeli rant anlayışını önceleyen politikalardır.
Genel Kurulumuz, iklim krizi, su kıtlığı ve ekosistem tahribatının derinleştiği günümüzde; madenciliğin çevre ile uyumlu, bilimsel ve planlı bir yaklaşımla yürütülmesinin zorunluluk olduğunu vurgulamaktadır. Doğal, kültürel ve tarihi varlıkların korunması; yerel halkın söz ve karar süreçlerine katılımının sağlanması; çevresel etkilerin bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi temel bir zorunluluktur.
Mühendislik emeğinin değersizleştirilmesi, meslektaşlarımızın düşük ücretler ve güvencesiz çalışma koşulları altında yaşamaya zorlanması kabul edilemez bir durumdur. Uzun yıllar süren eğitim süreçlerinin ardından meslek hayatına başlayan genç mühendislerin işsizlikle karşı karşıya kalması, ülkenin bilimsel ve teknik kapasitesinin zayıflatılması anlamına gelmektedir. Bu nedenle mühendislik hizmetlerinin niteliğinin korunması, meslek alanlarımızın savunulması ve meslektaşlarımızın haklarının güvence altına alınması yaşamsal önem taşımaktadır.
TMMOB Maden Mühendisleri Odası, kuruluşundan bu yana bilimin ve tekniğin rehberliğinde; kamu yararını esas alan bir madencilik anlayışını savunmuştur. Son iki yıllık dönemde gerçekleştirilen bilimsel etkinlikler, eğitim çalışmaları, teknik raporlar ve hukuki girişimler, Odamızın mesleki ve toplumsal sorumluluklarını yerine getirme konusundaki kararlılığını bir kez daha ortaya koymuştur.
Genel Kurulumuz; güçlü bir madencilik sektörünün ancak planlı bir ekonomi, demokratik bir yönetim anlayışı ve örgütlü bir toplum yapısı ile mümkün olacağını kabul etmektedir. Doğal kaynaklarımızın yağma ve rant politikalarına teslim edilmesine karşı durmak; bilimsel, kamucu ve sürdürülebilir bir madencilik anlayışını savunmak, Odamızın temel görevleri arasında yer almaktadır.
Bu çerçevede 50. Olağan Genel Kurulumuz, aşağıdaki temel karar ve ilkeleri kamuoyu ile paylaşmayı kararlaştırmıştır:
- Mesleki ve toplumsal sorumluluğumuzun bilinciyle, ülkemizin geleceğine sahip çıkmaya devam edeceğiz.
- Kamu yararını esas alan, bilimsel temelli ve bütüncül bir Ulusal Madencilik Politikası oluşturulması için çalışmalar yürüteceğiz.
- Siyasete, basına, emek ve meslek örgütlerine yönelik hukuksuzlukları ve sindirme politikalarını reddediyoruz.
- Küresel krizlerin ve emperyalist rekabetin halklara dayattığı yoksulluğa ve savaşa karşı, barışı ve halkların kardeşliğini savunacağız.
- Derinleşen ekonomik krizin, yoksullaşmanın ve sosyal eşitsizliklerin bedelinin emekçilere ödetilmesine itiraz edeceğiz.
- Otoriterleşmeye karşı ülkenin demokratikleşmesi için gerekli adımların atılması ve sorunların kalıcı bir barışla çözülmesini talep etmeyi sürdüreceğiz.
- Kadın cinayetlerine ve çocuk istismarlarına karşı İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmeyecek; aydınlık ve güvenli bir gelecek için mücadele edeceğiz.
- Ülkemizin kaynaklarını dışa bağımlı kılan ve doğamızı talan eden yeni-sömürgeci madencilik politikalarına geçit vermeyeceğiz.
- Yüksek katma değerli üretime geçilmesini savunacağız.
- Kısa vadeli rantı ve iş cinayetlerini üreten denetimsizliğe karşı; doğayla uyumlu, bilimi ve kamu yararını merkeze alan bir madencilik anlayışının inşası için mücadeleyi sürdüreceğiz.
- Emeği değersizleştirilen, işsizlik ve güvencesizliğe mahkûm edilen genç meslektaşlarımızın haklı mücadelesini büyüteceğiz.
- TMMOB ve bağlı odalara yönelik baskı ve yetki daraltma girişimlerine karşı örgütlü mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz.
- Bilimin, tekniğin ve örgütlü dayanışmanın rehberliğinde; doğanın korunduğu, emeğin yüceltildiği, eşit, özgür ve demokratik bir Türkiye umudunu hep birlikte yeşerteceğiz.
50.Olağan Genel Kurulumuz; mesleğimizin saygınlığını korumak, üyelerimizin haklarını savunmak ve toplumun ortak çıkarlarını gözetmek adına örgütlü mücadelemizi büyütme kararlılığını bir kez daha ilan etmektedir. Bilimsel düşünceden, kamusal sorumluluktan ve toplumsal dayanışmadan taviz verilmeden yürütülecek çalışmalar, Odamızın temel yol haritasını oluşturmaya devam edecektir.
Genel Kurulumuzdan aldığımız güçle; doğal kaynaklarımızın toplum yararına kullanılmasını savunacağımızı, madencilik faaliyetlerinin bilimsel esaslara göre yürütülmesi için mücadele edeceğimizi, mesleğimizin ve üyelerimizin onurunu koruma sorumluluğunu kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Saygılarımızla,
TMMOB MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI
50.OLAĞAN GENEL KURULU4 Nisan 2026, Ankara