TMMOB Maden Mühendisleri Odası

ENERJİ VE KÖMÜR RAPORU

ENERJİ VE KÖMÜR RAPORU
Üretimin en temel girdisi olan enerji, uluslararası alanda önemini giderek arttırmaktadır. Dünya genelindeki toplumsal ve ekonomik büyüme, artan gereksinimler daha fazla üretmeyi gerektirmekte, bu durum enerji kaynaklarına olan talebin daha da yükselmesine neden olmaktadır. 2050 yılında Dünya enerji talebinin mevcut talebin iki katı civarında olması beklenmektedir.
Dünyada süregelen kriz bütün ülkeleri etkilerken, Türkiye özellikle enerji alanında içinde bulunduğu durum nedeniyle krizden daha çok etkilenmektedir. Zaten en önemli yapısal sorunlarından biri olan işsizlik, krizden ve enerjiye ulaşımın maliyetlerinin artmasından dolayı Türkiye’yi daha sıkıntılı duruma sokmaktadır.
Dünya birincil enerji arzında kömür ile petrol başa baş gitmektedir. 2012 yılında Dünya birincil arzının %31,4’ü petrol, %29’u kömürden sağlanırken bu rakamlar 1973 yılında petrol %46ve kömür %24 düzeylerindeydi.
 Türkiye’de 2012 yılında enerjide dışa bağımlılık %71,5 iken bu rakam 2013 yılında %73,5’eyükselmiştir. 1990 yılında yerli enerji üretiminin talebi karşılama oranı %48 iken 2013 yılına gelindiğinde bu rakam %28,5’e kadar düşmüştür. Daha kötüsü bu rakamın her yıl daha da düşmesi öngörülmektedir. Enerji maddeleri ithalatı ise 2014’te 55,9 milyar dolar olarak dış ticaret açığındaki en önemli kalem olma özelliğini sürdürmektedir.
Türkiye enerji ithalatının %27’sini tek bir ülkeden, %43’ünü sadece 3 ülkeden tedarik ederek arz güvenliği bakımından oldukça sıkıntılı bir tablo ile karşı karşıya bulunmaktadır. Bunun yanında Enerji talebindeki payı %60 civarında olan petrol ve doğalgazda %90 civarında dışa bağımlılık söz konusudur.
Enerji kaynaklarının uluslararası politikanın en önemli araçlarından biri olması, enerjide dışa bağımlılık sorununun ciddiyetini daha da artırmaktadır. Görüldüğü gibi ülkemizin yüksek dış bağımlılıktan kurtulması için tüketim odaklı politikalardan çok tasarruf ve verimlilik politikalarına önem vermesi gerekmektedir. Yapılan hesaplamalarda ülkemiz, binalarda %30, sanayide %20, ulaşımda %10 tasarruf potansiyeline sahiptir ve bu potansiyel halen kullanılmamaktadır. Dış bağımlılıktan kurtulmanın diğer ve en az önceki kadar önemli araçlarından birisi de yerli kaynakların kullanımının artırılmasıdır. Bu anlamda kömür yerli kaynaklar arasında özel bir öneme sahiptir. Ülkemizde mevcut kömür rezervleri gerektiği kadar işletilemediği gibi gerektiği kadar rezerv araştırma çalışmaları da yapılmamaktadır. Kömür konusunda Ar-Ge çalışmalarının artırılması ile birlikte kömürden daha verimli ve daha temiz faydalanılmasının önü açılabilir. Böylece hem dışa bağımlılık azaltılabilir hem enerji girdi maliyetleri düşürülebilir hem de kömürün üretilmesinden Ar-Ge çalışmalarına doğrudan ve dolaylı olarak önemli istihdam imkânları sağlanabilir.
Diğer yerli kaynaklar olarak yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması ve bu konuda da Ar-Ge ve teknoloji gelişimiyle maliyet, istihdam ve dış bağımlılık konularında ilerleme sağlanabilir. Enerji konusu; temel insan gereksinimlerinin karşılanabilmesi, üretim faaliyetlerinin devam ettirilmesi, uluslararası ilişkiler ve dış politika ile doğrudan ilişkili çok boyutlu bir alandır. Sonuç olarak; tüketim odaklı anlayışın terk edildiği, tasarruf ve verimliliğin ön plana alındığı, yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesi ve kullanılmasının desteklendiği, birincil enerji kaynaklarının aranması, bulunması, geliştirilmesi çabalarının yoğunlaştırıldığı, mevcut birincil enerji kaynağımız olan kömürün temel enerji kaynaklarımızdan biri olarak yeterince değerlendirildiği yeni bir enerji politikası acil bir gereksinimdir.
Raporun meslektaşlarımıza ve sektör temsilcilerine yararlı olacağına inancıyla, bu raporun hazırlanmasında büyük emekleri olan Sayın Mehmet GÜLER’e ve Enerji Çalışma Grubu üyelerimize çok teşekkür ederiz.
 
Ağustos 2015, Ankara
YÖNETİM KURULU
Okunma Sayısı: 7
Yayın Tarihi: 10.08.2015
Dosyalar