TMMOB Maden Mühendisleri Odası

SUSMUYORUZ, KORKMUYORUZ, İTAAT ETMİYORUZ.

BASIN AÇIKLAMASI
Güncellenme Zamanı: 24.11.2022 11:40:32
GENEL MERKEZ
Yayına Giriş: 24.11.2022 Son Güncelleme: 24.11.2022 11:41:49

Altmış iki yıl önce bugün 25 Kasım 1960’ta Dominik Cumhuriyeti’nde üç kadın, üç kız kardeş, Patria, Minerva ve Maria Teresa, Trujillo’nun faşist düzenine ve diktatörlüğüne karşı direndikleri için katledildiler. “Belki bize en yakın şey ölüm, fakat bu beni korkutmuyor. Haklı olan her şey için savaşmaya devam edeceğiz” diyen Maria Teresa gibi devlet eliyle öldürülen kadınların cesareti, kararlılıkları geçmişten bugüne dünyanın her yerinde vücut buluyor ve bulmaya devam ediyor. Dünyanın her yerinde kadınlar; evde, sokakta, işyerinde, okulda “erkek olmayanları” vurun zihniyetine ve her türden şiddetine karşı tepkilerini göstermek adına sokaklara çıkıyor, sesini yükseltiyor. Biz kadınlar ölmeyecek olan o baharın geleceğini iyi biliyor, kararlılıkla mücadele ediyoruz. Omuz veriyoruz kavgalarımıza bir daha öldürülmeyelim diye, haykırıyoruz bir kişi daha eksilmeye tahammülümüz kalmadı diye!

Trujillo’yu tokatlayan annesi Minerva gibi ve kurulan faşist düzene karşı mücadele eden teyzeleri gibi insan hakları aktivisti Minou Mirabal da bu direnişi devam ettiriyor. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Türkiye’ye gelen ve panellere katılan Minou’nun da dediği gibi “Kadının mücadelesi dünyanın her yerinde devam ediyor çünkü kuşkusuz ilerleme kaydettik ancak daha sona varmadık, YENİ BAŞLADIK!”

Dünyanın neresinde olursa olsun kadınların varoluş savaşı devam ediyor. Orta Amerika ülkesi Dominik Cumhuriyeti’nde Mirabal Kardeşlerin katledilmesinin üzerinden altmış iki yıl geçmişken yanı başımızda İranlı kadınlar ülkelerindeki diktatörlüğe karşı özgürlük mücadelesi veriyor. Mahsa Amini’nin saçı gözüktüğü(!) için Tahran’da ahlak polisleri tarafından gözaltında katledilmesinin ardından on binlerce insan özgürlükleri için sokaklara döküldü, yüzlerce insan hayatını kaybetti. Tüm dünya kadınlarının tepki ve desteğini gören İranlı kadınların mücadelesinde, baskılar sürdükçe kadın mücadelesinin ve dayanışmasının büyüdüğüne bir kez daha şahit oluyoruz.

Ülkemizde de sular durulmuyor, şiddet tırmanıyor. On altı yaşındaki Beyza Doğan, 35! kere şikayette bulunarak “koruma” kararı çıkarttığı kişi tarafından katlediliyor.İstanbul Sözleşmesinin feshedilmesine karşı sendikaların, insan hakları, kadın hakları ve meslek örgütlerinin açtığı -savcının dahi fesih kararının iptalini mütalaa ettiği- onlarca davaya rağmen feshedilmenin arkasında duranların kadın cinayeti işleyenlerden hiçbir farkı yoktur. LGBTİQA+’ların varoluşuna saygı duymayan, toplumu kutuplaştıran, “Büyük Aile Buluşması” adı altında nefreti körükleyen, bunu kamu spotuna çevirip televizyonlarda yayınlatanlar, kadın ve LGBTİQA+ cinayetlerinin işlenmesine zemin hazırlayanlardır.

Kadının yeri evidir diyen, kız çocuklarının eğitim haklarını elinden alan, tesettüre zorlayan; çalışma hayatında kadına yer vermek istemeyen, taciz ve şiddet uygulayan zihniyet de şiddetin paydaşıdır.  İşte tam da bu nedenlerle İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz, işte tam da bu nedenlerle iş yaşamı ile ilgili tüm süreçleri ve tüm kesimleri kapsayan, şiddetle ve tacizle ilgili işverenin sorumluluğunu arttıran, sadece iş yerinde değil ev yaşamındaki şiddeti de iş güvenliği kapsamına dahil eden ILO190 sayılı sözleşme imzalansın diyoruz.

Bir kez daha tüm kesimlere sesleniyoruz ki; kadınların yaşam hakkına kimsenin direkt ya da dolaylı olarak el uzatmaya hakkı yoktur! Şiddetin her türünü lanetliyor ve insanlık suçu olduğunu bıkmadan, yılmadan haykırıyoruz.

İstanbul Sözleşmesi uygulansın.

ILO190 sayılı İş Yaşamında Şiddet ve Tacizin Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi imzalansın.

SUSMUYORUZ, KORKMUYORUZ!

TMMOB Maden Mühendisleri Odası
Kadın Çalışma Grubu
25 Kasım 2022

Okunma Sayısı: 92