TMMOB Maden Mühendisleri Odası

Çağlayan Adliyesi’ndeki Adalet Nöbetine Katıldık

HABER
Güncellenme Zamanı: 18.10.2022 18:10:39
İSTANBUL
Yayına Giriş: 18.10.2022 Son Güncelleme: 19.10.2022 11:28:04

Çağlayan Adliyesi’ndeki Adalet Nöbetine Katıldık

Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi önündeki Adalet Nöbeti bu kez Bartın’da yaşamını yitiren 41 maden işçisi için devam etti. Adliye içinden alkışlarla dışarıya yürüyen avukatlar Adliye önünde açıklama yaptı.

Adliye önünde açıklama yapan İstanbul Maden Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu üyesi Mehmet Makar, şöyle konuştu:
“Bu Adalet Nöbeti'nde, ‘Bartın için adalet’ demek için bir araya geldik. Maalesef ki yıllardır adalet taleplerini siz hukukçularla birlikte yürütmeye çalışıyoruz. Mühendisler, hukukçular, hekimler, farklı mesleklerden adalet için mücadele etmeye devam ediyoruz. ‘Soma için adalet’ dedik, ‘Karadon için adalet’ dedik, ‘Kozlu için adalet’ dedik, ‘Torunlar için adalet’ dedik, ‘Hendek için adalet’ dedik, ‘Gezi için adalet’ diyoruz. ‘İnsanca bir yaşam için adalet’ demeye devam ediyoruz.

SORUŞTURMA DEVAM EDİYOR: Hepimizin bildiği gibi, 14 Ekim’de Bartın Amasra'daki TTK'da bir grizu patlaması meydana geldi. Bu patlamada 41 madencimizi kaybettik. TTK uhdesinde yer alan bu işletmede yaklaşık 500 yeraltı işçisi çalışırken, bir vardiyada yaklaşık 80 madenci yer altındayken 41’ini iş cinayetinde, grizu patlamasında kaybettik. Bugüne kadar alınan bilgilere göre, bir grizu patlaması sonrasında bu katliam meydana geldi.

TTK ÂTILLAŞTIRILARAK REZERVLER ÖZEL ŞİRKETLERE DEVREDİLİYOR: Grizu patlaması dediğimiz şey, bildiğimiz metan gazının yüzde 4 ila 14 arasında bir araya gelip, yeterli oksijen ve bir ateşleyici kaynağıyla bir araya gelmesi sonrası ortaya çıkan bir durum. Bu kaza, TTK'da gerçekleşti. Teknik olarak kazanın detayları çalışılıyor. Şu an bilirkişi atama süreci işliyor. Ancak genel olarak şunu söyleyebiliriz ki temel olarak TTK, yıllardır, 1990'dan bu yana, Büyük Madenci Grevi'nin yapılması sebeplerinden bir tanesi bu, 2000’li yıllardan sonra daha hızlandırılarak, âtıllaştırılarak, yatırım yapılmayarak, yeterli işçi kadroları açılmayarak, işlevsizleştirilerek yok edilmek isteniyor. Burası, özel şirkete bırakılmak isteniyor. TTK, bu bölgede çok küçük bir alanda çalışıyor. Yaklaşık 16 milyon tonluk bir kömür TTK’dayken 600 milyon tonluk bir rezerv, oradaki özel şirkete devredilmiş bulunuyor.

ÜÇ İŞÇİNİN YAPACAĞI İŞİ İKİ İŞÇİ YAPMAYA, İKİ İŞÇİNİN YAPACAĞI ŞEYİ BİR İŞÇİ YAPMAYA ÇALIŞIYOR: Madencilik, bölünerek yapılmaz. Havza madenciliğinden ödün verilerek, vazgeçilerek yapılan her şey, yeni kazalara, yeni Somalara davetiye çıkaracaktır. Biz, bunu Soma'da da söyledik, Ermenek'te de söyledik, Elbistan'da da söyledik. Yine aynı şekilde Sayıştay raporlarında belirtiliyor. Daha öncesinde, 2016 yılında TTK, kendi faaliyet raporunda Enerji Bakanlığı'na, ‘Benim işçiye ihtiyacım var, bana işçi kadrosu açın, yeni mühendis kadroları açın’ diyor. Enerji Bakanlığı'ndan, Hazine Bakanlığı’ndan işçi talep ediyor. Ancak yeni işçi kadroları verilmiyor. Üç işçinin yapacağı işi iki işçi yapmaya, iki işçinin yapacağı şeyi bir işçi yapmaya çalışıyor. Ve maalesef ki bu tip kazalar ortaya çıkıyor.

DAHA ÖNCE KARADON'DA, KOZLU'DA DA ÖZEL FİRMALARA VERİLEN İŞLERDE DE GRİZU PATLADI: TTK'nın özellikle liyakatsiz bir şekilde yönetilmesiyle bu tip kazalar ortaya çıkıyor. Daha önce Karadon'da, asıl işi galeri kazmak olan TTK, bir firmaya verdi, grizu patladı, 30 kişi yaşamını kaybetti. Kozlu'da özel bir firmaya verildi, grizu patladı, 8 işçi yaşamını kaybetti, 10 işçi yaşamını kaybetti. Amasra'da da çalışma alanı, ruhsat alanı bölünerek bu şekilde sürdürülüyor.

TTK'NIN BİLİMSEL, TEKNİK ÇALIŞMALARLA, LİYAKATLE AYAĞA KALDIRILMASI GEREKİYOR: TTK'nın liyakatsizliğiyle ilgili şöyle bir örnek verebiliriz: Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubemizden bir maden mühendisi meslektaşımız, TTK'nın yükselme sınavlarında birinci oluyor. Ancak birinci olmasına rağmen mülakatta elenerek başmühendis olmasının önü kapanıyor, arkadaşımızın kadrosu verilmiyor. Bunun gibi onlarca, yüzlerce örnek, TTK'daki çürümeyi ortaya çıkarılabiliyor. TTK'nın gerekli bilimsel, teknik çalışmalarla birlikte ayağa kaldırılması, liyakatle, bilimle, teknikle birlikte gerçekten kamusal üretimin yapılması gerekiyor. En son söyleyeceğimiz şey; bizim sığınağımız, kader ya da fıtrat değildir. Bizim sığınağımız, bizim kılavuzumuz bilim ve tekniktir. Bilim ve teknikten uzaklaştırılarak atılacak her bir adım, yeni bir Soma'dır, yeni bir Ermenek'tir, yeni bir Kozlu'dur, yeni bir Karaman'dır dedik ve maalesef Bartın'ı, Amasra'yı yaşadık. O yüzden bilim ve teknikten ayrılmadan sağlıklı ve güvenli bir üretim gerçekleştirmek zorundayız. Tekrar başımız sağ olsun diyoruz. ‘Bartın için de adalet’ demeye devam edeceğiz.”

 

Okunma Sayısı: 34