TMMOB Maden Mühendisleri Odası

BİLİM VE TEKNİK AYKIRI FAALİYETLER İLE MEVZUAT DÜZENLEMELERİ HALKA VE DOĞAYA ZARAR VERMEYE DEVAM EDİYOR

BASIN AÇIKLAMASI
Güncellenme Zamanı: 22.11.2021 09:46:17
GENEL MERKEZ
Yayına Giriş: 22.11.2021 Son Güncelleme: 22.11.2021 09:46:50

BİLİM VE TEKNİK AYKIRI FAALİYETLER İLE MEVZUAT DÜZENLEMELERİ

HALKA VE DOĞAYA ZARAR VERMEYE DEVAM EDİYOR

Giresun ili Şebinkarahisar ilçesinde bulunan ve özel sektör tarafından işletilmekte olan çinko-kurşun ocağının cevher zenginleştirme tesisi eski atık depolama havuzunun gövdesinde 18 Kasım 2021 saat 19:00 sularında meydana gelen yıkılma sonucunda yeni barajın taşmasına neden olmuştur. Atık barajından taşan ağır metal atıkları önce Darabul Deresi’ne oradan da Kılıçkaya Barajı istikametine gitmiştir.

Yaşanan çevresel felaket hakkında yapılan araştırmalar sonucunda aşağıda belirtilen hususlar tespit edilmiştir.

-Çinko-Kurşun işletmesi 2003 yılından önce kurulmuş olup 2003 yılında şimdiki işletmeci firmaya devredilmiştir.

-İşletmede çinko-kurşun (Pb-Zn) üretimi yapılmaktadır.

-İşletmede tüvenan olarak üretilen çinko-kurşun cevheri flotasyon yöntemi ile zenginleştirilerek Pb ve Zn konsantreleri elde edilmektedir.

-Yaşanan çevre felaketi, ömrünü tamamlamış eski atık depolama havuzunun rehabilitasyon çalışmaları sonucunda, yeni atık havuzunun tamamlanması aşamasına geldiği sırada, eski havuzun gövdesinin yıkılması ve yeni havuzun taşmasına neden olması sonucu meydana gelmiştir.

-Sözel olarak edinilen bilgilere göre yıkılan eski havuzun ÇED Gerekli Değildir Belgesi mevcuttur. Taşan yeni havuzun ÇED Uygunluk belgesi ve mevzuata göre düzenlenmiş lisansı bulunmaktadır.

-İşletmede cevher zenginleştirme faaliyetlerinde zenginleştirme tekniği gereği siyanür kullanılmadığı belirtilmektedir.  

Bilim ve tekniğe dayalı bir meslek disiplini olan mühendislik hizmetleri bu tür sorunların yaşanmamasına engel olacak bilgi ve deneyim birikimine sahiptir. Bu bilgi ve deneyimi gerektiği gibi kullanmayan, daha fazla kar uğruna gerekli önlemleri almaktan imtina eden yaklaşımlar bu tür felaketlere neden olmaktadır.

Çevre mevzuatında önemli çevresel sorunlara neden olabilecek istisnai hükümler bulunmaktadır. Mevzuatın yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olan işletmeler ile belli üretim kapasitesinin ve alanlarının altında bulunan işletmeler için “ÇED Gerekli Değildir” istisnası getirilmiştir. Bu işletmede yıkılan eski atık havuzunun da bu istisnai kapsamda olması yaşanan felaketin en önemli nedenlerinden biridir.

Yıkılmayan ancak taşan yeni havuzun ÇED Uygunluk Belgesinin ve Lisansının olması ise kamusal denetimin yetersizliğini karşımıza çıkarmaktadır. Gerek kurumsal kapasite eksikliği gerekse yapılan liyakatsiz atamalar ve girilen çıkar ilişkileri nedeniyle yapılan siyasi baskılar kamu kurumlarının görevlerini gerektiği gibi yapmalarının önündeki en büyük engellerdir.

Bu nedenlerle, çevre mevzuatı yeniden düzenlenerek ÇED Gerekli Değildir hükümleri mevzuattan kaldırılmalıdır. İstisnai hükümler üretim kapasitesine ve üretim alanlarına göre değil neden olabileceği çevresel sorunlara göre bilimin ve tekniğin hükümlerine göre yeniden düzenlenmelidir.

ÇED mevzuatı yürürlüğe girmeden önce kurulmuş işletmelerin istisna kapsamında olması yerine en kısa sürede ÇED hükümlerine uygun hale getirilmesi gerekmektedir.

Bugün için ölümlerin ve benzeri sağlık ve doğa sorunlarının yaşanmadığını ifade etmek doğru değildir. Çünkü yaşanan çevre felaketlerinin olumsuz sonuçları önümüzdeki süreçte ortaya çıkacaktır. Çevresel felaketin olumsuz sonuçlarının olayın yaşanmasından sonra palyatif yöntemlerle giderilmeye çalışılması doğru ve yeterli değildir. Önemli olan bu ve benzeri olayların hiç yaşanmamasıdır.

Sonuç olarak kirlilik boyutu ne olursa olsun, maliyetlerden kaçınmak adına, daha fazla kar etmek uğruna bilime, tekniğe, insan ve çevre sağlığı ilkelerine aykırı bir şekilde yürütülen faaliyetler ve buna zemin oluşturan mevzuat halka ve doğaya onarılması güç zararlar vermeye devam etmektedir.

Yaşanan felaketlerden sonra gerçek sorumlular yerine bedelin çalışanlara çıkarılması kabul edilemez. Bu ve benzeri çevresel felaketlerde gerçek sorumlular bilimi ve tekniği maliyet unsuru gören anlayışlar ile onlara bu yolu açan kanun yapıcılardır.

Gerçek sorumlulardan yasal zeminde derhal hesap sorulmalı; madencilik faaliyetlerini düzenleyici ve denetleyici kurumlar her türlü müdahaleden uzak, liyakat sahibi teknik personelle bilim ve tekniğin gerektirdiği şekillerde görevlerini yerine getirmelidir.

TMMOB Maden Mühendisleri Odası

Yönetim Kurulu

22 Kasım 2021, Ankara

 

 

 

Okunma Sayısı: 106