TMMOB Maden Mühendisleri Odası

TMMOB MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI KÖMÜR ve ENERJİ ÇALIŞTAYI (2021) SONUÇ BİLDİRGESİ

HABER
Güncellenme Zamanı: 24.03.2021 22:24:22
GENEL MERKEZ
Yayına Giriş: 24.03.2021 Son Güncelleme: 24.03.2021 22:41:11

TMMOB MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI

KÖMÜR ve ENERJİ ÇALIŞTAYI (2021) SONUÇ BİLDİRGESİ

 

“Kömür ve Enerji Çalıştayı”, TMMOB Maden Mühendisleri Odası “47. Dönem Kömür ve Enerji Çalışma Grubu” tarafından 20 Şubat 2021 tarihinde çevrimiçi olarak gerçekleştirilmiş, Odamızın Youtube kanalı üzerinden canlı yayınlanmıştır. Çalıştaya, program süresi içerisinde değişik zaman dilimlerinde 2600’ü aşkın ziyaretçinin katıldığı tespit edilmiştir. Çalıştay oturumlarına, TMMOB mücadelesine daima omuz veren ve yakın zamanda aramızdan ayrılmış bulunan Yalçın Çilingir’in ve Serdar Ömer Kaynak’ın isimleri verilmiş, bu vesileyle oturumlarda anılmışlardır.  Anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.

TMMOB Maden Mühendisleri Odası 47. Dönem Kömür ve Enerji Çalışma Grubu, bu çalıştay ile Odamız tarihindeki ilk online çalıştayı gerçekleştirme başarısını göstermiştir. Çalıştay, bu yanıyla gelecekte çevrimiçi platformda düzenlenecek diğer çalıştay, sempozyum ve kongrelere bir anlamda kılavuz olacak bir etkinlik olarak Odamız tarihine geçmiştir.

“Kömür ve Enerji Çalıştayı”nda, kömür ve kömüre bağlı enerji sektöründe yaşanan sorunlara değinilmesi ve çözüm önerilerinin oluşturulmasının yanı sıra, kömür ve kömüre dayalı enerji üretimi faaliyetleri esnasında yaşanan çevresel sorunlar ve halkın süreçlere katılımı ile ilgili konular da mercek altına alınmıştır. Ülkemizin enerjide büyük oranda dışa bağımlı olduğu bilinen bir durumdur. Bu ortamda gerçekleştirilen Çalıştayda dışa bağımlılık sorununun çözüm yolları tartışılmış, geçmişte uygulanan yanlış politikaların altı çizilerek ilgili kurum ve kuruluşlara gelecek için bir yol haritası sunulmaya çalışılmıştır.  

Çalıştay, açılış konuşmaları ile başlamış, üçer sunumun yapıldığı iki oturum ile devam etmiş ve son olarak ‘Ülkemizde Siyasetin Kömür ve Enerji Sektörlerine Bakışı’ konulu bir panel ile sonlanmıştır. 

Çalıştayın ilk oturumunda yapılan sunumlarda; enerjide kömürün yeri, Ülkemizde ve Dünya’da uygulanan kömür politikaları, kömür ve kömür yakıtlı termik santrallerin özelleştirmelerinin değerlendirilmesi konuları ile kömür ve kömür yakıtlı termik santrallerden elektrik enerjisi üretimi alanlarında faaliyet sürdüren kuruluşlar derinlemesine incelenmiştir. İkinci oturumda yapılan sunumlarda ise; kömür madenciliği ve santrallerin işletilmesi esnasında halkın çevresel etki değerlendirme süreçlerine katılımı, düşük kalorili linyitlerin değerlendirilmesi ile kömür yakıtlı termik santrallerin çevresel etkileri ve geleceği konuları mercek altına alınmıştır.  

Çalıştayda dile getirilen görüş ve öneriler ana başlıklar itibarıyla aşağıda özetlenmiştir:

1980’li yıllarla birlikte uygulanmaya başlayan neoliberal politikalar ve AKP iktidarının son 18 yılda gerçekleştirdiği özelleştirmeler sonucunda, kamu kurum ve kuruluşlarının kömür ve kömür yakıtlı termik santrallerin enerji üretimindeki rolü büyük oranda özel sektöre geçmiştir. Son yıllarda, iktidar plansız-programsız bir anlayışla özel sektörün yatırım yapmasını sağlama çabalarına yönelmiş ancak bu konuda başarılı olamamıştır. Özel sektör, küresel çevre anlaşmalarından kaynaklı olarak uluslararası finans kaynağı bulma konusunda yaşadığı zorluklar ve ilk yatırım maliyetlerinin yüksek olması gibi nedenlerle kömür ve kömür yakıtlı santrallere yatırım yapmaktan uzak durmuştur.

Diğer yandan, özelleştirmeler sonucunda kömür havzalarında faaliyet gösteren özel sektörün halkı, doğal çevreyi ve bölgedeki sosyal şartları dikkate almadan, yalnızca kâr amacı güderek yaptığı yatırımlar, yıllar içerisinde yöre halklarının kömür madenciliğine bakışını olumsuz anlamda etkilemiştir. Yeni yatırım yapma konusunda ürkek davranan özel sektör, özelleştirmeler sonucu işletmecilik yaptığı bölgelerde çevresel duyarlılık, üretimde verimlilik ve istihdam gibi konularda kamu kurumlarının sağladığı standartların çok altında kalan standartlarla ve halkın hassasiyetlerini göz ardı ederek faaliyetlerini sürdürmeye çalışmıştır.

Ülkemizdeki linyit rezervleri düşük kalorilidir ve ne çevresel anlamda ne de verimlilik açısından istenilen içerik değerlerine sahip değildir. Bu da özellikle kömür yakıtlı termik santrallerin olduğu bölgelerde çevresel açıdan ciddi problemler oluşmasına neden olmuş ve halkın kömür madenciliğine ve bu santrallere bakışının negatif yönde etkilenmesi sonucunu doğurmuştur.

Son yıllarda Maden Kanunu’nda yapılan düzenlemeler ve uygulamalar neticesinde “havza madenciliği” anlayışından tamamen kopulmuş, üretim verimliliği, iş sağlığı ve güvenliği açısından sorunlar her geçen gün daha da artmıştır. İşletilmek üzere özel sektöre bölünerek verilen kömür sahalarında bugüne dek gözle görülür düzeyde bir üretim faaliyeti gerçekleşemediği gibi, siyasal iktidar tarafından kömür rezervlerinin değerlendirilebilmesi açısından gerekli alternatif politikalar da geliştirilememiştir.

Özelleştirmeler ve siyasi müdahaleler sonucunda kömür ve kömür yakıtlı termik santraller konusunda uzmanlaşmış kamu kurumlarında liyakat yok edilmiş, nitelikli kadroların sayısı her geçen gün daha da azaltılmıştır. Buna bağlı olarak, bu kamu kurum ve kuruluşlar tarafından dışa bağımlılığı azaltacak bilimsel çalışmalar (Ar-Ge) da yapılamamış, söz konusu kurum ve kuruluşlar makine, teçhizat ve personel donanımı açısından daha da geri bir noktaya düşürülmüştür. Gelinen aşamada, bu kurum ve kuruluşların kömür ve kömürden elektrik enerjisi üretebilme kapasiteleri yok olma aşamasına gelmiştir. Siyasi iktidarın plansız ve programsız uygulamaları sonucunda, ilgili kamu kurum ve kuruluşları kömür arama, üretme ve elektrik üretimi aşamalarında birbirinden bağımsız ve koordinasyonsuz bir şekilde hareket eder hale gelmiş, bu durum sektörde ciddi dağınıklığa neden olunmuştur. Yıllar itibariyle havza madenciliği anlayışının da terkedilmesine neden olan özelleştirmeler üretimde verimliliği de düşürmüştür.

Maden Kanunu, Çevresel Etki Değerlendirme Mevzuatı, kömür ve kömür yakıtlı termik santrallerden elektrik enerjisi üretimi ile doğrudan veya dolaylı olarak ilgisi bulunan mevzuat son yıllarda sürekli değiştirilmiştir. Değişiklikler yapılırken uzun vadeli planlamalar yerine günü birlik endişelere ve taleplere göre hareket edilmiş, mevzuatta yapılan düzenlenmeler ve değişiklikler toplumun ihtiyaçlarına cevap veremediği gibi birçok problemi de beraberinde getirmiştir.

Sonuç olarak;

  • Ülkemizin enerjide büyük oranda dışa bağlı olduğu bir ortamda, yerli enerji hammaddeleri olan linyitin ve taş kömürünün havza madenciliği anlayışıyla kamu kurumlarının üretimde aktif rol aldığı bir sistem içerisinde üretilmesi planlanmalı, bu kurumların siyasi baskılardan uzak liyakat esasına uygun şekilde istihdam edilen personellerle faaliyetlerini sürdürebileceği koşullar oluşturulmalıdır.

 

  • Kamu kurum ve kuruluşlarının kömür üretim alanındaki işlevlerini neredeyse tamamen yitirmiş olduğu, özel sektörün ise finansman bulmakta ve yatırım yapmakta sıkıntı çektiği göz önünde bulundurulduğunda, ülkenin yerli ve yenilenebilir nitelik taşıyan, çevreyle daha duyarlı enerji seçeneklerine dayalı alternatif bir enerji politikası oluşturulması için gerekli çalışmalar yapılmalıdır.
  • Ülkemizdeki linyitlerin düşük kalorili ve çevresel açıdan istenmeyen kimyasal içeriklere sahip olması nedeniyle, enerji üretiminde verimliliği pozitif yönde etkileyen ve çevresel sorunları minimize etmeyi amaçlayan Ar-Ge çalışmalarına ağırlık verilmeli, bu çalışmalar devlet tarafından planlanarak teşvik edilmelidir.
  • Kömür havzalarındaki rezervlerin değerlendirilmesinde, üretim ve verimlilik açısından olumsuz sonuçlar doğuran ruhsat bölme uygulamalarından derhal vazgeçilmelidir.
  • Kömür işletme ve kömür yakıtlı termik santral projeleri; çevresel, sosyal ve ekonomik açıdan bir bütün olarak analiz edilmeli, projelerin toplumsal yarar göz önünde bulundurularak uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmelidir.
  • Kömür havzalarındaki, madencilik ve kömüre dayalı elektrik üretim faaliyetlerinde, istihdamda öncelik bölge halkına verilmeli ve bu faaliyetler esnasında oluşan ihtiyaçlar mümkün olduğunca bölgeden karşılanmaya çalışılarak bölgesel kalkınmaya odaklanılmalıdır.
  • Kömür ve kömürden elektrik üretiminde, Dünya’daki güncel ve gelişmiş teknolojiler takip edilmeli, bu teknolojilerin kullanımları yasal düzenlemelerle teşvik edilmelidir.
  • Maden Kanunu, Çevresel Etki Değerlendirme Mevzuatı, kömür ve kömür yakıtlı termik santrallerden elektrik üretimi ile doğrudan veya dolaylı ilgisi bulunan mevzuat, toplumun ihtiyaçlarını gözeten kamucu bir anlayışla, meslek odaları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının da yer aldığı bir yapı tarafından yeniden düzenlenmelidir.
  • Toplumun ihtiyacı olan enerji; sınıf, renk, dil, din, ırk ve  bölge farkı olmaksızın eşit imkanlarda halka sunulmalı, bir insan hakkı olan enerjinin ucuz, güvenilir ve  ulaşılabilir olması sağlanmalıdır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

TMMOB Maden Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu
24 Mart 2021, Ankara

 

 

Okunma Sayısı: 106