ANA SAYFA BİZE ULAŞIN TMMOB MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI

28 EYLÜL 2022, ÇARŞAMBA
 

MÜHENDİS YEMİNİ MADENCİ MARŞI

»MADENCİLER KENDİ MEZARINI MI KAZIYOR ?

GENÇ MADENCİ HABER
GENEL MERKEZ
Yayına Giriş: 22.05.2010 Son Güncelleme: 22.05.2010 23:11:47

Mustafakemalpaşa ve Dursunbey‘deki iş cinayetlerinden sonra bir cinayet haberi de Zonguldak‘taki Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü‘ne bağlı kömür ocağında taşeron firmanın çalıştığı işyerinde, 17 Mayıs 2010 Pazartesi günü 13.28‘de meydana gelen grizu patlamasında 2 maden mühendisi ve 28 işçi  hayatını kaybetti.

Madencilik sektörüne ilişkin veriler, Türkiye‘nin maden kazalarında lider olduğunu ve özelleştirme sonrası ve taşeronlaşma sonucunda maden kazalarının katlandığını ortaya koyuyor. Madencilik sektörüne ilişkin veriler, Türkiye‘nin maden kazalarında lider olduğunu ve özelleştirme sonrası maden kazalarının katlandığını ortaya koyuyor. Uluslararası Çalışma Örgütü‘nün verilerine göre Avrupa Kıtası‘nda yer alan ülkelerde 2004-2006 yılları arasında iş kazasında yaşamını yitiren maden işçisi oranı yüz binde 20.15‘tir. Bu oran ILO‘ ya 2004-2006 yılları arasında istatistik bildiren 25 ülkenin ortalamasıdır. Aynı dönemde Türkiye‘de iş kazasında yaşamını yitiren maden işçisi oranı yüz binde 92.47‘dir, yani Türkiye Avrupa ölçeğinde birinci sıradadır. Türkiye‘den sonra en yüksek orana sahip olan Portekiz‘de bu oran yüz binde 43.67‘dir. Özetle ifade etmek gerekirse, Türkiye‘de maden işçisi ölümleri oranı Avrupa ortalamasının yaklaşık 4.5 katıdır. Yine Uluslararası Çalışma Örgütü‘nün istatistiklerine bakıldığında, Türkiye‘nin, iş kazalarında yaşamını yitiren maden işçisi oranında dünya birincisi olduğu görülmektedir. Türkiye, 2000‘li yıllar boyunca iş kazasında yaşamını yitiren maden işçisi oranının yüz binde 70‘in altına hiç düşmediği tek ülkedir. Yine Türkiye, 1999 yılındaki yüz binde 338.3 maden işçisi ölümü oranı ile bir yıl içinde yaşamını yitiren maden işçisi oranının en yüksek değere ulaştığı ülke durumundadır.

Dünyada madencilik sektöründe en önde gelen ülkeler ile Türkiye kıyaslandığında da benzer bir tablo görülmektedir. Bu ülkeler arasında yer alan Kanada‘da 2004-2006 ortalaması yüz binde 35, ABD‘de yüz binde 27.33, Avustralya‘da yüz binde 13.07‘dir. Oysa Türkiye‘de aynı dönemde bu oran yüz binde 92.47‘dir.

Türkiye‘de son 15 yıllık süre zarfında kömür madenciliği sektöründeki  istihdamda kamunun payı gerilerken, özel sektörün payı artmıştır. 1995 yılında özel sektör madenlerinde çalışan işçi sayısı 10 bin 367 iken, bu rakam 2008 yılına gelindiğinde 38 bin 492‘ye çıkmıştır. Aynı süreçte özel sektör işçilerinin sektördeki payı yüzde 40.5‘ten yüzde 69.6‘ya çıkmıştır. Bu rakamlar, yalnızca sigortalı işçileri kapsamaktadır ve özel sektör madenlerinde kayıt dışı işçi çalıştırmanın yaygın bir uygulama olduğu bilinmektedir. Kömür madenciliğinde istihdamın özel sektöre kayması, daha çok işçinin denetimden uzak, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinden yoksun biçimde, düşük ücretlerle, ağır çalışma koşulları altında çalışmasına yol açmıştır. Özel sektör tarafından işletilen kömür madenlerinde istihdam edilen işçi sayısı, son 15 yılda yaklaşık 4 katına çıkmıştır, ancak işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri aynı hızda artmamış, daha çok iş kazasına kapı aralanmıştır.

Türkiye‘de temel sorun, iş sağlığı ve güvenliği koşullarının tam sağlanmaması, denetim ve yaptırım etkisizliğidir, Türkiye iş kazalarında dünyada üçüncü, Avrupa‘da birinci sırada yer almaktadır.

Hükümetin, patronların her istediğini iki etmeden yerine getirmesi, işçileri köle koşullarında çalışmaya mecbur kılmasının sonucu budur. Bu bir kaza değil, işçilere köle muamelesi çeken zihniyetin eliyle işlenmiş bir cinayettir. İşçilerin iş güvenliği, sigorta ve sendikalı çalışma taleplerine pervasızca saldıran hükümet, bu tür cinayetlerin işlenmesine her an zemin hazırlamaya devam etmektedir. Önlem alınmayan, insana yatırım yapılmayan işyerlerinin faaliyetlerine izin verildiği, işçi sağlığı ve güvenliği konusunda mevzuatın piyasanın acımasız koşullarına terk edildiği, uzmanların, sendikaların ve meslek örgütlerinin bypass edilip dışlandıkları müddetçe, yaşadığımız bu "cinayetlerin" sorumlusu sadece işletmeler değil bunlara göz yuman Hükümet olacaktır. Paraya tapanlar para için işçiyi canlı canlı mezara koyar. Güvenli iş için işletmeler kamulaştırılmalıdır.

İş kazaları açısından en riskli iş kolu olan yer altı maden ocaklarında önlemler eksiksiz alınmalıdır. AKP‘nin ve patronların insanı hiçe sayan ‘Özel sektör‘ işletmelerinde önlemler maliyet unsuru olarak göz önüne alınmamakta ve yeterince uygulanmamaktadır.

Maden ocaklarında işçi sağlığı ve güvenliğinden sorumlu olan teknik nezaretçi, ücret ve iş akdi açısından iş yeri sahibine bağımlıdır. İş verene ücret ve iş akdi acısından bağımlı olan bir sorumlunun önce üretim değil, önce insan anlayışıyla hareket edip, işverenden üretimi durdurması ve işçilerin tahliyesini istemesi ne kadar gerçekçi bir beklenti olabilir? Zaten ülkemizde de bu gerçekleşmemektedir. Ocağın grizulu ve riskli olduğunu patlamadan ve onlarca madenciyi diri diri toprağın altına gömdükten sonra öğrenmekteyiz.

Sürekli, etkili denetim ve sağlıklı güvenli iş ortamları sağlamak için nezaretçinin iş akdi ve ücret açısından işverene bağımlığı sona erdirilmesi gerektiği, nezaretçinin sürekli ocakta bulunması sağlanması çok önemli gerekliliktir.

 Stratejik bir ürün olan kömür madenlerinin özelleştirilmesi iş cinayetlerine zemin sağlayan temel unsurdur. Özelleştirilen madenlerde işçilerin sendikalı olmasına izin verilmemiş, taşeron şirketler devreye girmiş ve hükümetler, bilinçli olarak işçilerin sendikal haklarının gasp edilmesine göz yummuştur. Bu şekilde deneyimsiz, çok az ücretle, kayıt dışı olarak karşılığı ödenmeyen uzun mesai saatlerinde çalışmaları istenmiştir. Durum 250 yıl önceki İngiliz madenlerindeki vahşi emek rejiminden farklı değildir.

Maden kazalarında yaşamını kaybedenleri bir kez daha saygıyla anıyoruz.

Genç Madenci Adana Temsilciliği

Okunma Sayısı: 1878
SAYFA ÜSTÜ
ANA SAYFA

COPYRIGHT © 2006-2022 TMMOB MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI

BU SAYFAYI ÖNER BU SAYFAYI YAZDIR

Selanik Caddesi No:19/4 KIZILAY / ANKARA
TEL: (+90) 312 425 10 80   FAKS:(+90) 312 417 52 90

Key İnternet Hizmetleri