TMMOB Maden Mühendisleri Odası

BASIN VE KAMUOYUNA

BASIN AÇIKLAMASI
Güncellenme Zamanı: 04.02.2020 15:45:07
GENEL MERKEZ
Yayına Giriş: 04.02.2020 Son Güncelleme: 04.02.2020 15:42:13

MADEN VE PETROL İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (MAPEG) TARAFINDAN YÜRÜTÜLMEKTE OLAN MADEN KANUNU ÇALIŞMALARI ÜZERİNE TMMOB MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİ

Kamuoyu tarafından da bilindiği üzere Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından yeni bir Maden Kanunu hazırlığı sürdürülmektedir. Ancak bu hazırlık çalışmaları geleneksel mevzuat hazırlama şeklinden farklı yürütülmektedir. Geleneksel işleyişte hazırlanan taslak kamuoyunun, ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerine sunulurken bu kez olmayan bir taslak için görüş istenmektedir. Bu nedenle TMMOB Maden Mühendisleri Odası olarak, Maden Kanunu’nun hazırlanması aşamasında kamusal fayda açısından, çalışmanın aşağıda belirtilen temel ilkeler üzerinden yürütülmesinin daha doğru olduğunu düşünmekteyiz.

Her ekonomik faaliyette olması gerektiği gibi madencilik faaliyetlerinde de amaç, insanın refah ve mutluluğudur. İnsana ve emeğe saygı, madencilik faaliyetlerinin planlanma ve uygulanmasında odak noktası olmalıdır. Madencilik faaliyetleri, esas olarak ekonomik kalkınmayı ve yoksulluğun azaltılarak gelir dağılımının düzeltilmesini hedeflemelidir.

Madencilik faaliyetleri nedeniyle yerel halkın mevcut yaşam standartlarının olumsuz etkilenmesine izin verilmemeli, sağlıklı ve temiz bir çevrede yaşamlarını sürdürebilme hakları korunmalı ve devletin güvencesi altında olmalıdır.

Madencilik faaliyetleri, ulusal amaç ve hedeflerle uyumlu olmalı, kamu yararı öncelikli olarak göz önünde tutulmalıdır. Bu nedenle doğal kaynakların verimli kullanılması sağlanmalı ve kamu yararına olmayan amaçlarla kaynak kayıpları önlenmeli kaynaklar, gelecek nesillerin mahrumiyetine yol açacak şekilde tüketilmemelidir.

Madencilik sektörüne ilişkin tüm amaç ve hedefler ile uygulamalar, bilimsel ve teknik temeller üzerinde geliştirilmeli, bilimsel bilgi ile desteklenmeyen söylem ya da tasarılardan uzak durulmalıdır.

Madenciliğin her aşamasında (arama-işletme-zenginleştirme-pazarlama) maden mühendisi istihdamı sağlanmalıdır. Maden Mühendisi istihdamı Daimi Nezaretçi ile sınırlı kalmamalı, her vardiyada bir maden mühendisi istihdamı zorunlu hale getirilmelidir. Maden mühendisi istihdamını, bilimsel ve teknik çalışmayı maliyet unsuru kabul eden zihniyet iş cinayetlerinin, çevre katliamlarının, kaynak kayıplarının gerçek sorumluları olup madenciliğin önündeki en büyük engeldir.

Madencilik sektörü, ilişkili olduğu tüm diğer ekonomik sektörler de dikkate alınmak suretiyle detaylı ve kapsamlı bir şekilde planlanmalıdır. Planlamada; hammadde arz güvenliğinin sağlanması, dışa bağımlılığın azaltılması ve katma değerin artırılması özellikle hedeflenmelidir.

Madencilik sektöründe üretimin hedefi dış satım değil, ülke sanayi sektörleri olmalıdır. Bu çerçevede, madencilik sektörünün planlanmasında yerel, bölgesel ve ulusal sanayiler ile entegrasyon ön planda tutulmalı ve sömürge madenciliği engellenmelidir.

Devlet, yeraltı kaynaklarımızın aranarak tamamen ortaya çıkarılmasından sorumludur. Aramalarla ilgili etkin yasal ve yönetsel yapıların tesisi ve çağdaş teknolojilerin kullanıldığı arama faaliyetlerinin kamu denetiminde ve mutlaka rasyonel bir plan çerçevesinde yürütülmesi gerekir. Maden Kanunu’nda arama faaliyetleri “kaynak” tanımı yerine “rezerv” tanımı üzerine inşa edilmeli ve maden mühendisi tarafından rezerve dönüştürülmeyen hiçbir arama faaliyet raporu işletme faaliyetine dönüştürülmemelidir.

Madencilik sektöründe maden havzaları “Genel Havza Planlaması” şeklinde yapılmalı ve madenler, yöre sanayisi, tarımı, ormanları, su kaynakları, toplumsal ekonomik durumu bir arada ve bütünleşik olarak ele alınarak projelendirilip kamu kontrolünde ve denetiminde işletilmelidir.

Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan madenlerin işletme hakkının Rödövans adı altında 3. şahıslara verilmesinin önüne geçilmelidir.  

Madencilik faaliyetlerinden elde edilen gelirlerin, ülkenin kalkınma hedefleri doğrultusunda harcanması sağlanmalı, bu çerçevede madencilik faaliyetlerinin yapıldığı bölgenin kalkınmasına öncelik verilmelidir. Madencilik sektörü, faaliyette bulundukları bölgedeki yerel toplulukların uzun vadeli toplumsal, kültürel, çevresel ve ekonomik gelişimlerine sürekli katkıda bulunmalıdır.

Madencilik sektöründe, çevre dostu teknoloji ve yöntemlerin kullanılması teşvik edilmeli, madencilik süreçlerinde ya da sonrasında çevrenin korunmasına ya da yenilenmesine yönelik önlemlerin alınması sağlanmalıdır.

Madencilik faaliyetlerine, faaliyet sonrası kapatma ve çevre düzenlemeleriyle ilgili yeterli finansal güvencenin mevcudiyeti halinde izin verilmelidir. Kapatma sonrasındaki süreç devlet tarafından izlenmeli ve denetlenmeli, görevli ve sorumlu kamu kuruluşlarının izleme ve denetleme birimlerinde yeterli sayıda maden mühendisi istihdamı sağlanmalıdır.

Madencilik faaliyetlerinin her aşamasında en yüksek uluslararası iş sağlığı ve güvenliği standartlarının uygulanması, sürekli izleme ve denetimler yoluyla sağlanmalıdır. Denetim birimlerinin kapasiteleri artırılarak, sorunları giderilerek güçlendirilmelidir.

Kamusal denetim ile birlikte mesleki denetim de güçlendirilmeli ve önündeki engeller kaldırılmalıdır. Madencilik faaliyetlerinde görev yapan mühendislerin hazırlayacakları rapor ve teknik belgelerde 6235 Sayılı Kanun gereği TMMOB’a bağlı ilgili oda onayı aranmalıdır. YTK’ların TMMOB Maden Mühendisleri Odası ve ilgili odalara kayıtları ve büro tescili yaptırmaları sağlanmalıdır.

Maden Kanunu’na göre devlet adına sorumlu tutulan Daimi Nezaretçilerin mesleki bağımsızlıkları ve ücretleri yine devlet tarafından güvence altına alınmalıdır. Daimi nezaretçilerin ücretlerini TMMOB Maden Mühendisleri Odası’nın 6235 sayılı yasadan aldığı yetki ile yayınladığı asgari ücret üzerinden ve oluşturulacak fon hesabından almaları sağlanmalıdır.

Madencilik sektöründeki eğitim ve öğretim konusu yeniden ele alınmalı, sektörün gereksinim ve beklentileri karşılanmalıdır. Madencilik sektöründe, yeni teknolojilere uyum sağlayacak ve bunları kullanabilecek nitelikli işgücünün oluşturulması sağlanmalıdır. Bu kapsamda TMMOB Maden Mühendisleri Odası tarafından uzun yıllardır başarıyla sürdürülmüş olan “Daimi Nezaretçi Eğitimleri”nin hem uzmanlık alanımız olması, hem de yargı kararları gereğince yine Odamız tarafından yürütülmesi sağlanmalıdır. “YTK Eğitimleri” uzman meslek odaları tarafından gerçekleştirilmelidir.  

Madencilik sektöründe aramadan uç ürüne kadar her aşamada ileri teknoloji kullanımı amaçlanmalıdır. Üretimin iyileştirilmesi, kaynakların verimli kullanımı ve yeni ürünlerin elde edilmesine yönelik AR-GE çalışmalarının desteklenmesi kritik önemdedir. Madencilik sektörüne yönelik makine, ekipman ve teknolojilerinin üretilebileceği bir sanayinin geliştirilmesi teşvik edilmelidir.

Madencilik sektöründe faaliyet gösteren kamu ve özel kuruluşlarda hesap verilebilirlik ve şeffaflık sağlanmalıdır. Toplumun, ülkedeki madencilik faaliyetlerinin tamamından bilgi sahibi olma hakkı vardır. Madencilik faaliyetlerinin her aşamasında alınan kararlardan toplumun tüm kesimleri bilgilendirilmelidir.

Yerel halkın rızasını almamış hiçbir ekonomik girişimin ülkeye yarar getirmesi beklenemez. Madencilik sektörüne ilişkin alınacak kararlarda ilgili yöre halkının da demokratik katılımı sağlanmalıdır.

Tekrar vurgulamak isteriz ki; toplumsal, ekonomik ve çevresel bakımdan sürdürülebilir bir madencilik sektörünün gelişimi; devlet, sektörde faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlar ile demokratik kitle örgütleri, üniversiteler, sendikalar ve sivil toplum örgütlerinin yapıcı iş birliği ve ortak kararı ile mümkündür. Söz konusu tarafların doğrudan katılımları olmaksızın hazırlanacak herhangi bir maden kanununun uygulamada başarılı olması mümkün değildir.

Bu nedenlerle; TMMOB Maden Mühendisleri Odası olarak Maden Kanunu’nun yukarıda belirtilen görüş ve önerilerimizin dikkate alınarak hazırlanması gerektiğini kamuoyuna duyururuz.

Saygılarımızla;

TMMOB Maden Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu
4 Şubat 2020, Ankara

Okunma Sayısı: 2368