TMMOB Maden Mühendisleri Odası

BASIN VE KAMUOYUNA

BASIN AÇIKLAMASI
Güncellenme Zamanı: 25.11.2019 09:35:17
GENEL MERKEZ
Yayına Giriş: 25.11.2019 Son Güncelleme: 25.11.2019 09:35:48

Kadın Çalişma Grubumuzun "25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü" için hazırladığı basın açıklaması aşağıdadır.

Haykırıyoruz, Kazanacağız…

Biz mühendis kadınlar olarak, evlerimizde, sokakta, iş yerlerimizde bizleri vuran eril şiddetle mücadelemizi kadın dayanışmasıyla her geçen gün arttırıyoruz.  1960 yılında Dominik Cumhuriyeti’nde katledilen  “Kelebekler”in mücadelesi ışık oldu ve 1985 ten bu yana bizler isyanımızı her 25 Kasım’da hep birlikte haykırıyoruz.

Yetersiz kalan yasalar ve uygulamalar yüzünden, giderek artan muhafazakarlaşma ve bunun topluma yansımalarıyla 2018 yılında ??? kadın erkekler tarafından öldürülürken, ???  kadına cinsel şiddet uygulandı. Kadın cinayetlerini durduracağız platformu verilerine göre 2019 yılında kasım ayına kadar  ??? kadın öldürüldü.  Evet, karaladık rakamları, çünkü kadınlara, Lgbti+ bireylere ve çocuklara uygulanan şiddet ve cinsiyet odaklı nefret suçlarında olayların sayısı ve dozu hızla artarken, bazı kesimlerde körlük yaratan bir kanıksamaya dönüşmesini dehşetle izliyor ve isyan ediyoruz. Yitirdiğimiz canlar rakamlardan ibaret değil.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı “ilk defa 70 maddeyi aşan eylem planı hazırlıklarını yaptıklarını ve 25 Kasım’da açıklayacaklarını” duyururken aynı tarihte Nevin Nilitaş kocası tarafından tüfekle vurularak öldürüldü. Aynı bakanlığın verilerine göre arabuluculuk sistemiyle %40 oranında boşanmaların önüne geçildiği müjdelenirken, Fatma Hülya Yıldız kendisine şiddet uyguladığı için boşanmak istediği eşi tarafından koruma kararına rağmen öldürülmüştü. İstanbul sözleşmesine aykırı yürütülen “arabuluculuk”tan vazgeçmeyen devlet sorumluluklarını kabul etmemekle kalmayıp hatalı politikaları yürütmekte ısrarcı davranmakta.

“Erkek olmayan” cinayetleri bu kadar canımızı yakarken, günden güne artan ekonomik baskılarla mücadele için söylenecek fazla bir şey kalmıyor. Yaşanılan ekonomik kriz ilk önce kadınların gözden çıkarılmasıyla kendini hissettirdi. 2018 yılı İŞKUR verilerine göre işsiz kadın sayısı 1.805.439 oldu. Doğal olarak iş aramaktan ümidini kesen kaç kadının bu istatistiğe giremediği soru işareti olarak kaldı.

Önümüzdeki günlerde meclise getirilmesi gündemde olan yargı paketi ile hayatta kalarak boşanmayı başarabilmiş kadınların elindeki tek ekonomik güvencesi olan nafakanın önüne geçilmeye çalışılmakta.  Medeni kanun ile nafakanın kaldırılması halleri belirlenmişken, zaten uygulamada genellikle nafaka ödemelerini alamayan kadınların hakkı, bu kez devlet tarafından yasalarla gasp edilecek.

Cinsiyetimiz ayrıcalık ya da haklılık nedeni olmadığı gibi, psikolojik, ekonomik, fiziksel ve cinsel şiddet görme nedeni de değildir. Hal böyleyken erkek adalet gerek resmi, gerekse toplumsal anlamda neredeyse mağduru suçlu kılma anlayışında. Yaşamak en birincil haktır ve bu hakka saldıranlar iyi hal gösteremezler, “tahrik edici” hiçbir neden cana kastetmenin gerekçesi değildir. Adalete ve insanlığa güven yok olurken nefes almak giderek olanaksız hale geldi.

Gün geçtikçe artan baskılar, en çok kadın mücadelesini vurmakta, en çok kadınlar, Lgbti+ bireyler ve çocuklar hedef alınmakta. Ülkemizin özellikle doğu ve güneydoğu bölgelerindeki belediyelerde seçimle gelen başkanların yerine, seçmen iradesini yok sayarak atanan kayyımlar, ilk önce kadın politikaları daire başkanlıklarını hedef alıp, kadınların iradesindeki alanların başına erkekleri atayarak, “erkek” iktidarlarını güçlendirdiler. Kadınların bir arada olabildiği, yaşama katıldığı alanları bir bir yok ettiler.

Hemen sınırımızda tüm şiddeti ile devam eden savaş, yine en çok kadınları ve çocukları yaralamış, sömürmüş ve katletmiştir.  Bizler savaş çığırtkanlığına karşı sesimizi her çıkarışımızda eril iktidarların adil olmayan adaletleri ile yargılandık, Savaşa karşı Barışı, Ölüme karşı Yaşamı savunduğumuz için suçlandık, hapsedildik, linç edildik.

Cinsiyetli olmanın çok daha fazla can yaktığı bu coğrafyada biz kadın maden mühendisleri; insanlık dışı sebeplerle erkekler tarafından sistematik bir biçimde öldürülen kadınlar, Lgbti+ bireyler ve çocuklar için,  kadına yönelik şiddetin daha da görünür kılınabilmesi için bu 25 Kasım’da daha fazla haykıracağız.

Orta Doğu’da, Latin Amerika’da, Afrika’da, Asya’da, oralarda cinsiyet ayırımcılığı yoktur yanılgısına düştüğümüz Avrupa’da, direnen kadınların sesini bir kez daha alanlara taşıyacağız. Erkek adalet değil gerçek adalet için, yaşama, çalışma, karar verme hakkımız için sesimiz dünyadaki tüm kadınların sesine karışacak.

Kadın Yaşam Özgürlük

Yaşasın kadın dayanışması, yaşasın örgütlü mücadelemiz

TMMOB Maden Mühendisleri Odası
Kadın Çalışma Grubu
25 Kasım 2019

Okunma Sayısı: 166