TMMOB Maden Mühendisleri Odası

Krom Raporu

RAPOR
GENEL MERKEZ
Yayına Giriş: 28.12.2005 Son Güncelleme: 20.05.2010 10:38:20

ETİ KROM A.Ş. ve FERROKROM MADENCİLİĞİ

Eti Holding A.Ş. ye bağlı Eti Krom A.Ş. ve Eti Elektrometalurji A.Ş. nin Özelleştirme İdaresi’ne devredilmesiyle, yıllardır bu kuruluşlara ait sahalarda gözü olan yabancı şirketlerin, en önemli yeraltı zenginliklerimizden biri konumundaki kromit cevherlerimize tümüyle sahip olabilmelerinin yolu açılmış olmaktadır. Krom özellikle metalurji ve kimya sanayilerinde en fazla kullanılan, katkı sağladığı özellikleri açısından alternatifi olmayan elementlerden birisidir. Krom metalinin ana kaynağı ferro-krom olup, krom cevherinin (kromit) metalurjik yöntemlerle işlenmesiyle elde edilmektedir.

Ülkemiz, tespit edilmiş bulunan rezerv miktarı açısından değilse bile, kalitesiyle dünyada önde gelen kromit üreticisi ülkelerden birisidir. Bugün bir çok ülkede büyük rezervler bulunmasına rağmen, bu yatakların işletilmesi mineral yapılarının uygun olmaması nedeniyle ekonomik değildir. İkinci Paylaşım Savaşı’na kadar, savaş sanayiinin kromit ihtiyacının tamamını karşılayan ülkemiz, sahip olduğu ve çoğu özel sektör kontrolünde bulunan potansiyel rezervlerle bu konumunu daha uzun yıllar sürdürecektir.

İddia edildiğinin aksine ülkemiz, işletilebilir maden kaynakları açısından pek de zengin bir ülke değildir. Dünyada yer altı kaynakları açısından söz sahibi olduğumuz iki kaynaktan birisi olan; boraks stratejik bir mineral olması dolayısıyla, yasa ile devletin denetimi altına alınmıştır. Diğer bir önemli cevher olan kromit cevher yataklarımız ise kamu ve özel sektör tarafından işletilmektedir. Bir KİT olan Eti Holding A.Ş. bünyesindeki Eti Krom ve Eti Elektrometalurji A.Ş. Genel Müdürlükleri elde ettikleri kromit cevherlerinden tesislerinde ferro-krom üretimini gerçekleştirerek, ülkemize bir katma değer sağlamaktadır.

Eti Elektrometalurji A.Ş. Güney bölgesinde bulunan kromit yataklarımızı değerlendirmek üzere 1958 yılında düşük karbonlu ferro-krom üretmek için kurulmuş olup, tesise daha sonra ferro-silis ve karpit üretim birimleri eklenmiştir. Özellikle son yıllarda toplam maliyet içerisinde enerjin ve işçilik paylarının yükselmesi, buna karşılık ürün fiyatlarındaki düşüşler ve nihayet teknolojilerin eskimesi ve düşük kapasitede çalışma zorunluluğu nedenleriyle tesis finansman sıkıntısı içine girmiş, bu sıkıntıyı aşmak için yapılan öneriler maalesef KİT’leri yıprandırma politikaları sonucu, dikkate alınmayarak problemlerle ilgili hiç bir çözüm yolu hayata geçirilememiştir.

Öte yandan kendini başka ülkelerde ispatlamış modern sayılabilecek bir teknolojiye sahip olmasına rağmen, yüksek karbonlu ferro-krom üretimine yönelik olarak projelendirilen Eti Krom A.Ş. kurulduğu tarihten beri tam kapasiteyle üretim yapamamış, sürekli finansman sıkıntılarıyla karşı karşıya bıraktırılmıştır.

İdeolojik tercihler sonucu, yetkili kademelere getirilen ehil olmayan personel, her yönetim değişiminde yeniden oluşturulan kadrolar, özellikle Eti Krom A.Ş. de yerel bazı feodal grupların politik güçlerinde desteğiyle tesisteki uygulamalarda söz sahibi olmaları, sonuçta kurulu işletmelerde üretimin en önemli unsuru olan eğitilmiş ve deneyimli personelin tesislerden ayrılmaları, bu işletmeleri tam bir kaosa sürüklemiş, üretimin idamesi için gerekli olan teknik bilgi genellikle yurt dışı firmalarından sağlanmaya çalışılmış, raporlama ve sorgulama işlemleri kesintiye uğramıştır.

Yaşadığımız dönem içerisinde IMF’ye verilen niyet mektubunda, yeraltı doğal kaynaklarımızın özelleştirmesinin de yer almasına karşı, toplumun üreten kesimlerinden büyük tepkiler yükselmiştir. Bugün için Eti krom bünyesinde aranmayan ocaklar hariç 100 yıllık rezervlerinin bulunduğu bilinmektedir. Böylesi bir zenginlik IMF Niyet Mektuplarında da belirtildiği gibi çok uluslu şirketlerin çıkarlarına hizmet edecek niteliktedir. Özelleştirme ülkemizin dışa bağımlılığını artırıcı ve aynı zamanda maden emekçilerinin aleyhine bir gelişme olduğu gayet açıktır. Sadece krom değil, ülkemizdeki tüm madenlerimiz zarar gösterilerek, özelleştirilmek isteniyor. Yeraltı doğal kaynaklarımız (krom, bakır, simli kurşun vb.) bırakın zarar etmeyi, 2000 Eylül’ün sonuna kadar yaklaşık 9 trilyon 700 milyar civarında bir ihracat gerçekleştirilmiştir. Burada zarar nerededir?

Özellikle özelleştirme ideolojisinin topluma empoze edildiği yıllardan itibaren artan bu yıpratma politikaları sonucunda, tesisler Özelleştirme İdaresine devredilmiştir. Amaç kurulu tesisleri verimli çalıştırmaktan çok, bu tesislerin imtiyazında olan dünyaca talebi yüksek kromit sahalarımıza el koymaktır. Dolayısıyla bu amaca yönelik olarak bir çok uluslararası firma bu tesislere talip olacaktır.

Sınırlı bulunan bu doğal zenginliğimizin halkımızın yararına yönelik olarak kullanılması için;

  1. Bor’lar gibi kromit yataklarımızın da aranması, işlenmesi ve pazarlanması devlet denetimine alınmalıdır.
  2. Eti Elektrometalurji A.Ş. yüksek karbonlu ferro-krom üretimine yönlendirilmelidir.
  3. Ferro-krom tesisleri idari ve mali açıdan özerk hale getirilmelidir.

KROM MADENCİLİĞİ

Türkiye‘de krom madenciliği bir kamu kuruluşu olan Eti Holding A.Ş. (Etibank) ve özel sektör kuruluşları tarafından yapılmaktadır. Özel sektörün krom cevheri üretimi Eti Holding’in üretiminden fazladır. 1992-1998 yılları arasındaki dönemde Eti Holding‘in krom cevheri üretimi Türkiye toplam üretiminin %36 kadarını oluşturmuş, özel sektörün payı ise %64 olmuştur. Türkiye‘nin krom cevheri üretimi, dünya pazarlarında oluşan fiyat durumuyla bağlantılı olarak artma veya azalma göstermektedir. Geçmiş dönemler incelendiğinde krom pazarlarındaki iniş ve çıkışlar genelde 5‘er yıllık dönemler sergilemektedir. Diğer bir deyişle, 5 yıllık iyi pazar koşullarını 5 yıllık kötü pazar koşulları izleye gelmiştir. 1991, 1992, 1993 kötü pazar koşullarının yaşandığı bir dönem olarak nitelendirilmekte ise de son 10 yılda tüvenan cevher üretiminde genel bir artış gözlenmektedir.

Türkiye’de özel sektör tarafından yapılan krom madenciliği de çok değişik boyutlar sergilemektedir. Krom madenciliği yapan büyük kuruluşlar yanında, şirketleşmemiş bazı küçük üreticilerin de krom madenciliği yaptıkları bilinmektedir. Bu şahısların toplam krom üretimleri pazar koşullarının iyi olduğu dönemlerde 100.000 ton/yıl kadar olabilmektedir. Türkiye‘de kurulu 17 krom cevheri zenginleştirme tesisinin kapasitesi 810.000 ton/yıl‘dır. Zenginleştirilen ve konsantre kromit olarak bilinen krom cevherinin sanayideki kullanım alanı ve kullanım miktarı sınırlıdır. Parça cevhere oranla fiyatı da daha düşüktür. Bu nedenle özellikle metalurji sanayiinde konsantre krom cevheri çoğu halde pelletlenmekte veya briketlenmekte ve bu şekilde kullanım miktarı arttırılmaktadır.

SORUNLAR

Türkiye‘nin uzun dönemli krom cevheri üretim ve ihracat rakamları incelendiğinde, bazı dalgalanmalara karşın üretim ve ihracatında genel bir artış trendi söz konusudur. Aynı şekilde Türkiye‘nin ferrokrom üretimi ve ihracatı da artış trendi sergilemektedir. Türkiye genellikle her yıl ürettiği kadar ferrokrom ihraç etmiştir. Oysa ülkemiz önemli bir kromit cevheri ve giderek de krom ürünleri üreticisi olmasına karşın, kromit madenciliğinin ileri düzeyde olduğu söylenemez. Kromit madenciliğinin çok sınırlı bir bölümü açık ocak, diğer kesimi ise yeraltı işletmeleridir. Buralarda emek-yoğun üretim biçimi benimsenmiştir. Bu nedenle verim düşük, buna karşılık işçilik maliyeti ve genel maliyetler, krom üreticisi diğer ülkelere göre yüksektir.

Artan dünya üretim trendine göre Türkiye‘nin geçmişte ürettiğinden daha fazla krom cevheri üretmesi gerekecektir. Öte yandan, Türkiye‘deki kurulu kapasitelerin, cevher ihtiyacını karşılayabilmesi ve 1993-1997 dönemi düzeyinde ihracat yapılabilmesi için Türkiye‘nin 1.600.000 ton/yıl satılabilir kalitede cevher üretmesi gerekecektir. Buna karşılık krom madeni aramacılığının diğer madenlere göre çok daha zor olduğu da bilinen bir gerçektir.

Şu anda Türkiye Krom Madenciliğinin karşılaştığı sorunlardan birisi ve belki de en önemlisi; üretim maliyetlerinin artmış olması nedeniyle, dünya pazarlarında düşük fiyatla piyasaya sürülen krom cevherleriyle rekabet edilemeyişidir. Türkiye’de üretim maliyetinin yüksek olmasının en önemli nedenlerinden birisi ise, şimdiye kadar kolay üretilebilen yüksek tenörlü yatakların büyük bölümü tüketilmiştir.

Türkiye’de artan üretim ve ihracata bağlı olarak krom zenginleştirme tesisleri kurulmuştur. Ancak krom zenginleştirme tesisleri kurulurken, cevherin zenginleştirme özelliklerini ortaya koyacak yeterli ön etütlerin yapılmadığı, bunun sonucu olarak da, cevher niteliğine uygun teknoloji seçilmediği için, krom kazanma verimi ve kapasite kullanımları düşük olmaktadır. Bu nedenle krom zenginleştirme tesislerindeki düşük kapasite ve düşük verim, Türkiye’de cevher zenginleştirme tesislerinin ortak sorunu haline gelmiştir. Bu ortak sorun işletme maliyetini artıran ana etkendir. Cevher hazırlama tesislerinin yüksek performansla çalıştırılması ise cevher özelliklerinin bilimsel olarak belirlenmesi ve buna bağlı uygun akım şemalarının oluşturulması ile mümkün olabilir. Ayrıca bu konuda kalifiye elemanların yetiştirilmesi ve kullanımı da çok önemlidir.

Türkiye‘de özel sektör tarafından üretilen krom cevheri 1992 yılına kadar büyük çoğunlukla ham olarak ihraç edilmiştir. Etibank‘ın üretimiyse kendisine ait Elazığ ve Antalya Ferrokrom tesislerinin cevher ihtiyacını karşılamaya yönelik olmuş ve üretim fazlası da ham cevher olarak ihraç edilmiştir. 1992 yılında Etibank, kapasitesi artan Elazığ Ferrokrom Tesisi’nin cevher ihtiyacını kendi sahalarından karşılamakta çeşitli nedenlerle sıkıntıya düşmüştür. Bu nedenle, Etibank‘ın iç piyasadan cevher alımına başlaması fiyatların düşük olduğu dönemlerde cevher ihraç etmekte zorlanan krom üreticilerine önemli bir destek sağlamıştır.

Öte yandan,ülkemizdeki maden ocaklarının eski ve modası geçmiş teknolojilerle işletiliyor olması, maden sektörünün geri kalmasına ve milli gelir içindeki payının giderek azalmasına neden olmaktadır. Özel krom madencileri, üretim kapasiteleri ve sermaye yapıları yönüyle küçük kuruluşlar olmalarına karşın, uluslararası piyasa deneyimleri çok zengindir ve önemli ihracat ve istihdam potansiyeline sahiptirler.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Yüz elli yılı aşan bir geçmişi olan krom madenciliğine bugüne kadar gerekli önemin verildiği söylenemez. 1950‘li yıllarda dünya krom üretiminde birinci olan Türkiye sonraki yıllarda tedricen gerilemişse de son on yılda yine ön sıralarda yerini almıştır.

- Krom üreticisi ülkeler kromlarının büyük bölümünü iç piyasada kullanmaktadır. Krom ürünlerinden hammadde olarak değil de, yarı mamul ve mamul madde şekline dönüştürülerek yararlanılması, ülkemiz madencilik ihracatını önemli ölçüde artıracak, istihdam kapasitesini büyütecek, kırsal kesimin büyük şehirlere göçünü azaltacak, ayrıca yan sanayi ve yan hizmetlere de iş imkanı yaratacaktır.

- Maden işletmeciliğinde öncelik, çıkarılması daha kolay ve maliyet düşük olduğu için derinliği az olan yataklara ve kar marjı daha yüksek olduğu için de yüksek tenörlü cevherlere verilmiştir. Bu yüzden geçen süre içinde bu vasıflara sahip cevher yatakları hızla tüketilmiş ve yerlerini daha derin ve/veya daha az zengin cevherlerin bulunduğu yataklara bırakmıştır. Madenciliğe yönelik her türlü planlamada bu gerçeğin göz önünde tutulması gerekmektedir.

- Başta nakliye olmak üzere, yükleme ve boşaltma ne kadar mekanize hale getirilirse, derinliğin maliyet üzerindeki yükü de o nispette hafiflemiş olur. Keza; işletme yöntemi ve tahkimat sistemlerinin de, hem bu tür bir mekanizasyona imkan verecek, hem de tahkimat maliyetlerini azaltacak şekilde yeniden yapılandırılması lazımdır. Bu veya buna benzer tedbirleri almak suretiyle, hangi türden olursa olsun madenciliğin ana faaliyet alanlarında mekanizasyona gidilmediği sürece, özellikle giderek derinleşen ve/veya fakirleşen cevher yataklarının ekonomik olarak işletilmesi mümkün olmayacaktır.

- Türkiye‘nin dünya krom cevheri ihracatındaki payı %15, ferrokrom ihracatındaki payı ise %3.06 civarındadır. Sanayiinin temel girdilerinden biri enerji olduğu gibi, paslanmaz çelik sanayiinin başlıca girdilerinden biri de ferrokromdur. Dolayısıyla sanayileşme yönünde önemli adımlar atan Türkiye‘nin ham krom cevheri ihraç etmesi yerine katma değeri çok daha yüksek olan ferrokrom üretip ihraç etmesi bunun yanı sıra, paslanmaz çelik ve diğer sanayilerini de geliştirerek kromu ülke içinde tüketmesi gerekmektedir.

- Türkiye’de sayısı fazla olan krom zuhurlarındaki potansiyel tespiti yetersizdir. Bu yüzden krom sektöründe ele alınabilecek ilk iş, yataklara ilişkin jeoloji ve rezerv bilgilerinin güncelleştirilmesi, 1985 yılından bu yana yapılamayan aramaları hızlandırarak potansiyel kaynakların biran önce görünür hale getirilmesi olmalı ve bu çalışmalar Madenciliği destekleyecek bir fondan uygun koşullarda sağlanacak kredilerle desteklenmelidir.

- DDY istasyonları ve limanlarda yükleme ve boşaltma tesisleri ilgili kuruluşlarca modernleştirilmeli ve kapasiteleri arttırılmalıdır. DDY cevher taşıma tarifelerini, yurt dışı rekabet gücünü olumsuz etkilemeyecek şekilde düzenlemelidir.

- Üretimin önemli girdilerinden olan enerji fiyatları dünyada çalışmakta olan ferrokrom ve maden işletmelerindeki fiyatlar seviyesine indirilip, "maliyet eşlendirilmesi" yapılmalıdır. Maden üretim maliyetlerini düşürmek için her işletme, kromit cevher yatağının jeolojik özelliklerine uygun işletme yöntemini belirlemeli ve mekanizasyona geçme çalışmaları hızlandırılmalıdır. Cevher hazırlama tesislerinde kaçakları azaltacak, cevherin niteliğine uygun prosesler uygulanmalı, tesislerin efektif çalıştırılması için gerekli teknik düzenlemeler sürekli denetlenmelidir.

- Pazar koşullarının olumsuz olduğu dönemlerde işletme faaliyetlerinin devamlılığını sağlamak üzere düşük faizli kriz kredileri uygulanmalı, maden işletmelerinin devamlılığını sağlayacak kriz dönemi tedbirleri saptanıp yürürlüğe konmalıdır. Bazı ülkelerin dampingli krom ihraç fiyatı uygulamalarına karşı daha duyarlı olunarak, krom cevherinin iç tüketim kaynakları artırılmalı; Eti Holding, Kromsan, Kümaş gibi kuruluşların iç alımları desteklenmelidir.

 

 

 

 

 

Okunma Sayısı: 27004