TMMOB Maden Mühendisleri Odası

MADENCİLİK RUHSAT VE İZİNLERİ KANUN HÜKÜMLERİNE GÖRE YAPILMALIDIR.

BASIN AÇIKLAMASI
Güncellenme Zamanı: 25.11.2018 19:58:48
GENEL MERKEZ
Yayına Giriş: 25.11.2018 Son Güncelleme: 25.11.2018 20:04:20

HEP SÖYLEDİK BİR KEZ DAHA SÖYLÜYORUZ !..
MADENCİLİK RUHSAT ve İZİNLERİ KANUN HÜKÜMLERİNE GÖRE YAPILMALIDIR.
MADENCİLİK SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI ÇÖZÜLEREK ÜRETİME KATKISI SAĞLANMALIDIR.
 

Madencilik sektörü; ülkemizin sanayileşmesi, kalkınması ve refah toplumu olması için olmazsa olmaz bir öncelik taşımaktadır. Çünkü tamamıyla ulusal bir değer olup üretilen mallarda önemli bir ithalat girdisi bulunmamaktadır. İstihdamı artıran ve bu sayede işsizliği azaltan yönü bulunmakta, genellikle kırsal kesimde yapıldığından iç göçü önlemekte ve bölgeler arası eşitsizliğin azaltılmasında önemli bir rol oynamaktadır.

Ülkemiz için stratejik konumda olan madenlerimiz için uzun vadeli planlamalar yapılmalı ve bu doğrultuda değerlendirilmelidir. Ancak günümüzdeki uygulamalarda, madenlerimiz sadece kâr amaçlı bir meta olarak görülmekte ve piyasa önceliklerine göre davranılmaktadır. Bunların yanında hükümetlerin günübirlik ve sık sık değişen uygulamaları sektöre yatırım yapacak olanları tedirgin etmekte ve yapılacak yatırımlar başka alanlara kaymaktadır.

3213 sayılı Maden Kanunu` nda 2004 ve 2010 yıllarında yapılan değişiklikler ile birlikte dünya madenciliğinde ki yükselişin de katkısı nedeniyle ruhsat sayılarında önemli artışlar olmuş ve üretim yükselmiştir. Ancak 16.06.2012 tarihinde Resmî Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 2012/15 Sayılı Başbakanlık Genelgesi bu yükselişi duraklamaya sokan bir uygulama olarak tarihe şerh olmuştur.

Genelge kapsamında özel sektöre ait maden ruhsatları ve buna bağlı tüm izinler uzun bir dönem boyunca nedensiz bir şekilde bekletilmiş ve Maden Kanunu hükümlerindeki kriterlere dayanmayan bir şekilde reddedilmiştir. Bu durum başta aramalara ve maden üretim faaliyetlerine büyük darbe indirmiştir. Özellikle maden arama sahalarında izinlerin alınamaması sebebiyle arama faaliyetleri durma noktasına gelmiş, sektör daha önceden maden rezervi tespitini yaparak üretime geçirdiği sahalarda günü kurtarma endişesi ile rezerv geliştirme çalışmalarına da ara vermek zorunda kalmıştır.

Sektör özellikle izinler konusunda girmiş olduğu bu darboğaz ile mücadele ederken 18.02.2015 tarihinde yürürlüğe giren 6592 Sayılı Maden Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile öncelikle maden ruhsat devirlerine, daha sonra da Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü iç genelge ve uygulamaları ile işletme ruhsat talepleri, işletme izni talepleri, geçici tatil talepleri, patlayıcı madde için ruhsat hukuku yazıları, mera arama izinleri ve vasıf değişiklikleri dahil tüm başvurular ve benzeri her tür işlem Maden Kanunu hükümleri ve kriterleri yerine, "Bakan Onayına" tabi tutulmuştur.

12.09.2018 ve 12.10.2018 tarihli Resmî Gazetelerde yayınlanarak yürürlüğe giren 2018/8 ve 2018/13 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgeleri ile 2012/15 Sayılı Başbakanlık Genelgesinin yürürlükten kaldırıldığı ve bundan sonra kamu hizmetlerinde hantallığa sebep olan uygulamaların son bulacağı duyurulmuş olsa da maalesef fiili durumda sektörde hiçbir iyileştirme gerçekleştirilmemiştir.

Gelinen noktada maden ruhsatları ve izinleri ile sınırlı kalmamak üzere neredeyse Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı` na başvurusu yapılan her tür işlem Onayı/Bakanlık Onayı/Güvenlik Tahkikatı adı altında süresiz olarak bekletilmektedir. Maalesef uygulanan süreçte hiçbir şeffaflık sağlanmamakta, başvurunun hangi makamda, hangi hukuki gerekçe ile bekletildiği veya reddedildiği talep sahibi madencilere bildirilmemektedir.

Yapılan bu uygulamalar uzun vadeli planlamaların ve politikaların gerekli olduğu madencilik sektörünü olumsuz olarak etkilemekte, yatırım güvencesini yok etmekte ve sektörün küçülmesine, başta üyelerimizin iş ve aş sorunu olmak üzere önemli istihdam sorunlarına neden olmaktadır.

Sektörün sorunlarının çözülerek bir an önce toparlanması ve ayağa kaldırılması için ilk olarak yapılması gereken, sürekli olarak söylenen ve ne yazık ki altı doldurulmayan, "Ulusal Madencilik Politikalarının" oluşturulmasıdır. Bu konuda önemli çalışmaları ve bilgi birikimi olan Odamızın gerekli katkıyı koymaya hazır olduğunun bilinmesini isteriz. 

Ulusal Madencilik Politikalarının belirlenmesinin akabinde, bu politikalara uygun bir madencilik mevzuatının, sektörün, üniversitelerin, sendikaların ve meslek odalarının da katılımıyla yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Ancak bunlardan daha da önemlisi yapılacak bu düzenlemelerin hukuka uygun bir şekilde yapılması, adil ve şeffaf yönetim uygulamasının yaşama geçirilmesidir. Yapılacak uygulamalarda ise kararların, mevzuatın ve hukukun ilkelerine göre verilmesi gerekmektedir. Ruhsat ve izin verilme işlemlerinin mevzuat hükümlerine uygun olarak olumlu ya da olumsuz bir şekilde sonuçlandırılması, süreçlerin şeffaf bir şekilde yürütülmesi, bu iş ve işlemler yürütülürken eşitlikçi ve adil olunması sektörün gelişimine katkı sağlayacak, üretimi artıracaktır.

Maden Mühendisleri Odası olarak, belirttiğimiz öncelikleri savunacağımızı ve madencilik sektörünün hak ettiği yere gelmesi için çalışmalarımıza devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.

TMMOB Maden Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu
25 Kasım 2018, Ankara
 

Okunma Sayısı: 165